egeçep logo
İÇAÇEP: İklim mücadelesi artık halkların elinde.

7-18 Aralık 2009 tarihleri arasında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ da gerçekleşen Dünya İklim Konferansı-COP 15 dünya halkları ve ekolojistler için hayal kırıklığı yaratmanın ötesine geçememiştir. Kopenhag’da yaşanan skandallar, yer yer durmak zorunda kalan müzakereler ve  Türkiye’nin müzakereler sırasında takındığı pasif tutum dünyada ve ülkemizde iklim mücadelesinin daha çetin geçeceğine dair işaretler barındırmaktadır.

 

 

Nükleerin, kömürün-fosil atıkların kullanımına karşı çıkması gereken Türkiye, kömür santrallerine, nükleere evet diyerek zaten ciddi anlamda bir politik ve teknik  hata yapmış, karbon salımının azaltılması konusunda ise 2012 sonrasında neler yapabileceğini ortaya koyamaması, çözüme değil , soruna ortak olduğunun en bariz göstergesi olarak karşımıza çıkmıştır.  Kapitalizmin ve bilinçsiz tüketimin kıskacı altında , Türkiye tarihinde yeni bir ilke imza atarak ,  1990 yılından beri % 119 karbon salım oranı ile birinci olmayı başarmıştır.

 

 

Bununla da kalınmamış Müzakere Başsözcüsü Mithat Rende’nin 16 Aralık’ta  yapmış olduğu “Hiçbir hedef açıklamayacağız” sözü kendi sürecinde paradoksal hatalar içermektedir.

Türkiye’nin tam da Kopenhag’da eğer gerçekten çözüme ortak olacaksa somut öneriler getirmesi gerekirken bu da ayrı bir tarihsel yanılgı getirmektedir.Eğer gerçekten böyle düşünülüyorsa bu Konferansa katılmanın hiçbir anlam ve önemi yoktur. İçanadolu’da Tuz Gölü’nün, Seyfe’in. Göller Bölgesindeki Göllerin durumu düşünüldüğünde bile, Türkiye’nin Kopenhag süreci, başarısız, etkisiz , hazırlıksızdır. Öyle anlaşılmaktadır ki, Türkiye, konusunda uzmanlarla bu sürece hazırlanmamış, iklim değişikliği sürecine gereken özeni göstermeyerek, adını ilk defa duyduğumuz Tuvalu’nün çok ötesinde kalmıştır. Bu da, biz ekolojistlere tam da buradan ne kadar iş düştüğünün en bariz göstergesidir. Süreç bize, Çevre Bakanlığı –Enerji Bakanlığı olan bir ülkenin doğru enerji –ekoloji politikalarını üretemediğini ve Kopenhag’da komik duruma düştüğümüzü göstermektedir.

 

Bir başka konu ise, Kyoto Protokolu’nden sonra Kopenhag zirvesine katılanlar ilk baştan zaten çok ciddi bir sonuç çıkmaması gerektiğini ısrarla anımsatmışlardır. Bu konuda da haklı çıkmışlar ve en son Dünya Dostları Derneği’nin akreditasyonu ellerinden alarak sivil toplumu iklim müzakerelerinden dışlamış, kendi işlerine göre yöntemler bulacaklarını göstermişlerdir. Krallar ve piyonların katıldığı, kapitalizmin tarihin en ciddi krizine girdiği bir süreçte, büyük beklentileri, Amerika ve Çin gibi, karbon salımında başa güreşen ülkelerin olduğu bir konferanstan olumlu sonuçlar beklemenin, Pamuk Prenses’in gerçek olduğuna inanmak gibi, sürreel olacağının farkında olmamıza rağmen, değil Obama , liberal yada sağci hiçbir ülkenin bu sürece katkı koymayacağını, koyamacağını, sorunun asıl onları yarattığını bilmememize rağmen yine de Kopenhag, ekolojistlerin eylemleri, inadına mücadelesi dışında bizim için umut değil , hayal kırıklığı olmanın ötesine geçememiştir. Son umudumuzun Kopenhag diye düşünürken, Kopenhag umudun bittiği yerde gelişmiştir.

Önümüzdeki süreçte, ekolojistleri sermaye ve düzene karşı çok daha ciddi bir başkaldırının beklediğini, çözümün ancak bizlerin elinde olduğunun bilinç- ve sorumluluğu ile İçanadolu Çevre Platformu –İÇAÇEP üzerine düşenleri kavgadan ve bedel ödemeden kaçmadan fazlasıyla yapacaktır.

 

Kamuoyuna duyurulur.

İÇAÇEP-İçanadolu Çevre Platformu



20.12.2009







Copyright © Ege Çevre ve Kültür Platformu