egeçep logo
ANKARA'DAYDIK...

26-27 Haziran 2010 tarihlerinde, Türkiye’de dağlarını, sularını, ormanlarını, havalarını ve topraklarını koruyanlar-savunanlar, TMMOB-İKK'nın ev sahipliğinde, Necatibey Caddesi Teoman Öztürk Salonu'nda bir araya geldi. Organizasyon gayet iyiydi. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

 

Ege’den Egeçep’liler, Bergama’dan Kozaklılar ve Bergamalılar, Uşak’tan İnay köylüleri, Turgutlu Çaldağ’lılar olarak Ankara’daydık.

Deneyim paylaşmak ve kaynaşmak amaçlanıyordu:

Onlarca yaşam savunucusu, kendi yerellerinde yaptıkları yaşam alanlarının savunulmasını anlattı. Deneyimler paylaşıldı ve mücadele alanlarındaki çevrecilerin kaynaşmasının sağlandığı söylenebilir. Toplantının sonunda yeni bir oluşum vb gitmek gibi bir hedef güdülmüyordu. Bunda isabet olduğu da görüldü. Bundan sonra yeniden bir araya gelinmesi ve belli ortak eylemlilikler gerçekleştirilmesi dillendirildi.

 

Genel bir fotoğraf çekecek olursak:

 

1.Gördük ki dağlarımızı, topraklarımızı, sularımızı, ormanları –yaşam alanımızı- koruma ve savunma direnişi ülkenin dört bir yanına yayılıyor; daha da yaygınlaşacağı anlaşılıyor.

 

2. Gördük ki yalnızca altın madencilerine karşı değil, su tekellerine, termik santrallere vb karşı da alınan yargı kararlarının arkasından dolanılıyor. Çevre mücadelesinde de güçlülerin hukuku geçerli ve hükümetler bu güçlülerin yanında. Daha çok haysiyetli bilim insanına, daha çok hukuka-hukukç uya ve daha çok kitlesel direnişlere ihtiyaç var.

 

3. Görüldü ki ülkenin her yerinde yaşam alanlarımıza karşı saldırı yapılırken aynı palavralar söyleniyor: Kalkınma, istihdam, enerji gerekliliği vb. Her yerde benzer tuzaklar kuruluyor, aynı psikolojik savaş değişik versiyonlarıyla sürüyor! Nerde ciddi yaşam savunusu mücadelesi varsa, orada “turuncu sendika, turuncu dernek” var.

 

4. Maden, su, enerji tekellerinin girdiği her yerde rüşvetin adı “sosyal sorumluluk.”

 

5. Anlaşıldı ki, küresel kapitalizm için bütün dünya bir ekonomik Pazar; bu dünyanın suyu, madeni, ormanı, havası, tohumu, insanı ticari meta! “Düşman” belli ve ortak: Enerji, maden, su, petrol, ilaç, silah tekelleri ve onların işbirlikçileri.

 

6. Çevre direnişçileri dayanışma, güç ve eylem birlikleri yapma isteklerini yüksek sesle ve içtenlikle dile getirdiler. Önümüzdeki dönemde güçlü çevre direnişleri görülecek ve siyasi partilerin yaşamı koruma programları sorgulanacak ve siyasi süreçler etkilenecek. “Havasını, suyunu, toprağını, tohumunu koruyamayanın; hürriyetini ve zürriyetini koruyamayacağı”na inancın çok güçlü olduğu görüldü.

 

7. Çevre/ekoloji mücadelesinin giderek ortak örgütlenmeye doğru evrileceği vakit gelirse – ki gelecek gibi- ve buna ihtiyaç duyulursa, Egeçep örgütlenmesinden –anlayışından- yararlanılabileceğini de önerdik.

 

Kolaylıklar dilerim.

Muammer Sakaryalı-Egeçep Dönem Sözcüsü



29.06.2010







Copyright © Ege Çevre ve Kültür Platformu