egeçep logo
HAKKIMIZDA

  1. KURULUŞ        

EGE ÇEVRE VE KÜLTÜR PLATFORMU
 
1.    KURULUŞ:
EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu), çevre gönüllüsü, doğal ve kültürel varlıkların korunması konusunda duyarlı sivil toplum kuruluşları ile bireysel katılımcılar tarafından 25 Aralık 2005 tarihinde kuruldu.
 
EGEÇEP Sekreteryası için Arif Ali Cangı (Allianoi Girişimi Grubu), Erhan İçöz (Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şb.), Muammer Sakaryalı (Uşak-Ulubey-İnay Köyü Girişimi), Hülya Yılmaz (Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şb) ve Ceynur Karagözoğlu
 (Ayvalık Kent Konseyi) görevlendirildi.
Arif Ali Cangı, Platform Sekreterliği, Erhan İçöz ise Platform Sekreter Yardımcılığı görevini üstlendi. Ayrıca, sekreterya yardımcılığı için, Mehmet Şahin (Ege 78’liler Dayanışma ve Demokrasi Derneği) ile Musa Kurt (TEMA Vakfı İzmir Şb) görev aldı.
 
Sekreteryanın, EGECEP’i TÜRÇEP’ de (Türkiye Çevre Platformu) temsil etmesi kararlaştırıldı.
 
Kuruluş toplantısında, EGEÇEP’in aşağıdaki konularda çalışma yapması kararlaştırıldı.
  1. Başta Çevre Yasası ve Anayasa’nın 56. maddesi olmak üzere yasal düzenlemeler, çevre hakkını korumaya yetiyor mu?
  2. Tarım ve Zeytincilik konularının ele alınması,
  3. TV deki çevre konulu programların daha erken saatte yayınlanması,
  4. Sürekli gündem olarak:
  • ALLIANOI VE KÜLTÜR VARLIKLARININ KORUNMASI,
  • BERGAMA,KIŞLADAĞ, EFEMÇUKURU ÖRNEKLERİ VE ALTIN MADENCİLİĞİ,
  • İZMİR KUŞ CENNETİ VE SULAK ALANLARIN KORUNMASI,
  • İNCİRALTI’NIN İMARA AÇILMASI,
  • JEOTERMAL ENERJİNİN KULLANIMI,
  • TARIM TOPRAKLARININ AMAÇ DIŞI KULLANIMI,
  1. Kıyıların yağmalanması ve amaç dışı kullanımı, İkinci konutlar ve turizm
  2. Bor tuzlarının bir Amerikan şirketine tahsisi
  3. Kent içi taşımacılığın yarattığı çevresel sorunlar
  4. İzmir Körfezi’nin yeniden kirlenmeye başlaması ve temizliği
  5. Yurttaşlara ve Kurumlara, plastik kullanılmaması için uyarı
  6. Ebiltem ile ilişkiye geçilip, zeytin atıklarının arıtılması
  7. Yerel yönetimleri sürece katılması,
  8. Yeni ve yenilenebilir enerji (rüzgar güneş vb) kullanımı
  9. Enerjinin etkin kullanımı
  10. GDO konusu
  11. Bornova-Homeros Vadisi olarak adlandırılan Kayadibi bölgesinin, Bornova’daki son zeytin alanlarından birisini yok etmesi
  12. Hayvanları Koruma Yasasının uygulanması
  13. Ayvalık Tabiat Parkı
  14. Baz istasyonlarının kapatılması, cep telefonları iletişiminin uydu ile yapılması
  15. Maden alanlarının çevreye etkisi
  16. Yatağan Termik Santrali,
  17. Yaygın çevre eğitimi ve kamuoyunun bilgilendirilmesine katkı için her türden medya ile işbirliği,
  18. Kültür balıkçılığının çevresel etkileri,
  19. Gediz, B.Menderes ve öteki akarsulardaki kirlilikle havza bazında entegre mücadele,
 EGEÇEP KURUCULAR LİSTESİ
  • Arif Ali CANGI
  • Cemil TOSUNOĞLU
  • Nihat ÇAVDAR
  • Mehmet EROĞLU
  • Yıldız EROĞLU
  • Erhan İÇÖZ
  • Merih YÜCEL
  • Ayhan ALTAY
  • Z. Vezan KARABULUT
  • Hülya YILMAZ
  • O.Zeki KAYACI
  • Taylan Ö. PEK
  • Abdullah SOLULU
  • İlhami ARSLAN
  • Musa KURT
  • Mustafa ONAT
  • Alime MİTAP
  • M.Cüneyt KARALOĞLU
  • Ertan ŞİMŞEK
  • Bülent TURAN
  • Cebrail SÜRÜCÜ
  • Tekin YILDIRIM
  • Derya KARAGÖZOĞLU
  • Mehmet HORUŞ
  • Uğur SÜMER
  • Servet SÜMER
  • Kemal SARIM
  • Faruk İŞGENÇ
  • Cemal ÇAKICI
  • Ertuğrul BARKA
  • Ceynur KARAGÖZOĞLU
  • Ayşe KARAGÖZOĞLU
  • Semih AYDEMİR
  • Çağlayan BARKA
  • Turhan TUNA
  • Bilge EZEL
  • Servet Ali ÇINAR
  • Kamil O. SINDIR
  • Mehmet ŞAHİN
  • Nurettin MAMALI
  • Ahmet İMEN
  • Tanay Sıdkı UYAR
  • İbrahim SİVRİKAYA
  • Suat ÇELEBİ
  • Mete HÜSNÜBEYİ
  • Okyay BULUT
  • Mustafa GÜNGÖR
  • Hasan Fuat HEPİŞERİ      
  •  
 GELİŞMELER
 
Süreç içerisinde gerçekleştirilen üye toplantılarında, üyelerin (katılımcıların) çevre anlayışına bağlı olarak, sekreteryanın yerine YÜRÜTME KURULU (YK) deyiminin ve anlayışının oluşturulması, her ay Temsilciler Meclisi, üç ayda bir Bölge Toplantısı ve yılda bir kez Kurultay düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Daha sonra, Bölge Toplantıları yerine Bilgilenme Toplantıları denmesi benimsenmiştir.
 
TÜRÇEP bileşeni olarak katıldığımız Samsun Temsilciler Meclisi ve Bölge Toplantısı sonrasında, bazı görüş farklılıkları nedeniyle TÜRÇEP Bileşenliğinden ayrılınmıştır.
 
            Arif Ali Cangı
1.    Dönem Sözcüsü
 
 
 2. EGEÇEP 1. KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
 
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) birinci Bileşenler Kurultayı, 5 ve 6 Ocak 2008 tarihlerinde toplanmıştır.
 
Kurultay’da Özdere Çevre Koruma, Dayanışma Ve Geliştirme Derneği ile Karaot Köyü Kaybolmakta Olan Bitki Ve Hayvan Türlerini Koruma Ve Yaşatma (Karaotlular) DerneğiEGEÇEP’e katılmıştır. Bu katılımlarla; bileşen sayısı(bireysel katılımlar hariç) 38 olmuştur.
 
Kurultay tarafından belirlenen yeni Yürütme Kurulu üyeleri, kendi aralarında toplanarak aşağıdaki şekilde görev bölümü yapmıştır;
 
  • Erhan İçöz; (Dönem Sözcüsü ve Basın)
  • Arif Ali Cangı; (Hukuk ve Yazışmalar)
  • Ertuğrul Barka, (Eğitim),
  • Hayri Bökü (Örgütlenme)
  • Hülya Yılmaz (WEB, yahoo grup vb. iletişim)
  • Mehmet Şahin (Örgütlenme, Yayın)
  • Muammer Sakaryalı (Yayın),
  • Oya Otyıldız (Basın, 0rganizasyon)
  • Tekin Karadağ (Sosyal ilişkiler)
  • Vezan Karabulut (Sosyal ilişkiler ve organizasyon)
 
Egeçep iki günlük kurultayı boyunca gündemindeki tüm konuları görüşmüştür.Kurultayda öne çıkan konularla ilgili alınan kararları kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
 
1.    EGEÇEP, doğal ve kültürel varlıkların, çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konusunda çalışmalar yapan, sendika, dernek, meslek odası, sivil inisiyatif, platform ve diğer insan topluluklarının ve tek tek bireylerin çalışmalarını, sorunları ortaklaştırmak, güç birliğini sağlamak, bu oluşumların sözcülüğünü üstlenmek, gerekli yasal, bilimsel ve örgütsel destekleri sağlamak üzere çalışmalar yapar. Egeçep fonlardan para almaz, giderlerini kendi bileşenlerinin katkılarından karşılar. EGEÇEP anti-kapitalisttir. Küresel sermayenin istek ve tercihlerine göre dizayn edilen neoliberal   politikaların uygulanması sonucu, yaşam alanları kirlenmekte ve yok olmakta, çevre sağlığı ve canlı yaşamı tehlikeye girmektedir. Savaşlar insanlarla birlikte tüm canlıları yok edip doğanın dengesini bozmaktadır. EGEÇEP çevreyi kirleten ve yaşamı yok eden savaşa karşı ve barıştan yanadır. Faaliyetleri barışçıdır. Egeçep sürdürülebilir kalkınma değil, sürdürülebilir yaşamdan yanadır.
 
2.    Egeçep genelde ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin, özellikle altın madenlerimizin talan ve telef edilmesine karşı çıkmaya devam edecektir. Özellikle çokuluslu ve "yerli" şirketlerin yaptığı altın işletmeciliği sırasında yaşanan toprak, su, hava ve insan kirliliğine ve canlı yaşamın mahvedilmesine karşı çıkarken yaşamı savunmaya devam edecektir. Bu bağlamda AKP hükümeti tarafından çıkartılan maden yasasının - ki dünyanın 130 ülkesinde emperyalist şirketlerin çıkarına yapılmıştır- tam bir sömürge ülke yasası, yerküreye ve ülkemize yapılmış bir ihanet yasası olduğunu ilan eder. Çokuluslu altın şirketlerinin çıkarı için, Uşak-Kışladağ ve İzmir-Efemçukurunda köylülerin arazilerinin "yurt savunması" kılıfıyla kamulaştırılmasını kınar ve hükümetin adeta küresel kapitalizmin taşeronluğunu yaptığını ilan eder. Bergama - Ovacık, Uşak-Kışladağ, İzmir-Efemçukuru, Kazdağlarında vb. altıncı şirketlerin, insanı ve doğal yaşamı hiçe sayan, kirleten faaliyetlerine karşı duracağını, hukuk davaları açacağını ve altın avcılarının peşini bırakmayacağını kamuoyuna duyurur. Altın şirketleri ve altın lobileri tarafından "ülke çıkarı" diye yapılan yalan ve demogojileri, bilimsel gerçeklerle açığa çıkarmayı, teşhir etmeyi ve engellemeyi bir insani görev saymaktadır. 
 
3.    Turgutlu Çal Dağı’nda, sülfürik asitle işletilen nikel madeni, verimli tarım alanlarına büyük zararlar vermekte, çevre sağlığı ve canlı yaşamı için risk oluşturmaktadır. Bu nedenle bu işletme kapatılana dek mücadelemiz sürecektir.
 
4.    Doğal ve kültürel değerleri yok eden, su kaynaklarını tüketen, kıyılarımızı kamunun kullanımına kapatan golf sahalı turizm tahsisleri durdurulmalıdır. Yıllardır köylülerin SİT gerekçesi ile kendi tarlalarına zeytin dikmesi dahi yasaklanırken, endemik bitkilere sahip kuş cennetinin bir parçası olan değerli kıyı arazileri, golf turizmi vb. gerekçeyle SİT kapsamından çıkarılarak rantiyecilerin talanına açılmıştır. “Yoksula gelince SİT, Zengine gelince AL-GİT” olabilir mi?
 
5.    Su ürünleri yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, biyoçeşitlilik açısından kritik öneme sahip ve yüksek peyzaj değeri taşıyan Karaburun kıyılarını kirletecektir.  Karaburun Eğriliman mevkii ile Mordoğan Kumburnu arasındaki hattın kuzeyinde balık çiftliklerine izin verilmemeli, bu hattın güneyinde ciddi bir kirlilik yaratmış olan çiftlikler ivedilikle kaldırılmalıdır. Bu kadar kıyıya yakın, sığ deniz ortamında ve yoğun, endüstriyel tarzda birbirine yakın balık çiftliklerinde elbette hayvan hastalıklarının ortaya çıkması kaçınılmaz olduğu gibi çiftliklerin bulunduğu sığ deniz ortamında meydana getirdikleri atıkların yarattığı birikim, çevre sağlığı ve toplum sağlığını riske atacaktır. Bu nedenle balık çiftliklerinin konumu, yetiştirme, çevre ve balık sağlığına uygun şekilde gözden geçirilerek kıyıdan uzak mesafelerde, olması gereken yerlerde olmalıdır. Önemli bir biyolojik rezerv alanı olarak korunması gereken Karaburun Yarımadası para kazanma hırsına kurban edilmemelidir.
 
6.    Hayvan ve çevre ilişkisi çok önemlidir. Hayvanları hastalıklardan korumak gerekir, hastalanabilir diye itlaf etmek değil. Koruyucu Hekimlik bu amaca hizmet eder. Sasalı, doğal yaşam parkı için kuş cennetine yakınlığı nedeniyle hiç uygun bir seçim değildir. Egecep bileşeni olan İzmir Veteriner Hekimler Odası, bu konuda uyarılarını yapmıştır. Egeçep, Sasalı’da bir hayvanat bahçesi kurulmasını uygun görmemektedir.
7.    Anayasa değişikliği taslağında yer alan “orman alanı dışına çıkarılabilecek alanların genişletilmesi” düzenlemesi, daha önce yasalaşamayan 2/b yasalarının yeniden gündeme getirilmesi, orman alanı dışına çıkarılacak yerlerin işgalcilere devredilerek orman işgalcilerinin ödüllendirilmek istenmesi, kaygı vericidir. Rant hesaplı politikalara uygun yatırımlar nedeniyle, son 35 yılda ülkemizdeki ormanlık alanlar %33 ten %13’ e düşmüştür . Koruyucu, önleyici ve geliştirici tedbirlerden çok yangın söndürme yatırımları arttırılmış olmasına karşın, yangınlar giderek azalmamış artmıştır. Buna bağlı olarak ağaçlandırma şirketleri artarken, madencilik, ikinci konutlar, turizm tahsisleri vb kar’a dayalı yatırımların teşvik edilmesi sonucu ormanlık alanlar hızla azalmıştır.Bir an önce kar hesaplarına ve ranta dayalı düzenlemelerden vazgeçilerek, yanan ormanlık alanların başka amaçlı kullanılması kesinlikle engellenmeli, koruyucu ve geliştirici kamusal eğitim ve uygulamalara ağırlık verilmelidir.Orman yangınlarıyla oluşan "orman vasfını yitirmiş alanların", orman alanı dışına çıkartılmasını sağlayan yasal düzenlemelerden vazgeçilmelidir. Kasıtlı çıkartılan orman yangınları ancak bu şekilde önlenebilir.
8.    İzmir, EXPO 2015 başvurusunda Allianoi’u ve su perisi heykelini kullanıyor, kültürel ve tarihi dokunun öne çıkarılması önemli diyor. Peki Allianoi’un kille örtülüp sulara gömülmesi konusunda Allianoi’u korumak yolunda neden hiçbirşey yapılmıyor? Bunu anlamak mümkün değil. Egeçep, Allianoi’un sulara boğulmaması, yerinde korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarını sürdürecektir. Yöre köylülerinin sulama suyu bahanesi ile bir tarih katliamına izin vermeyecektir. Köylünün susuz kalmaması için, bilim insanlarının önerileri DSİ tarafından dikkate alınmalıdır.
9.    Elektromanyetik alanın sağlık üzerine etkilerinin varlığına dair ciddi kanıtlar olduğundan, baz istasyonları, oyun parkı, cami gibi toplu yaşam yerlerine yakın değil, insan sağlığını etkilemeyecek mesafelerde kurulmalıdır. Var olan mevzuatın koyduğu sınır değerlerin altında da sağlık etkilerinin olabileceğine dikkat çekilmektedir.
 
10. Sağlıkta dönüşüm adı altında dayatılan sağlık programını “sürdürülebilir yaşam”la bağdaşmadığından dolayı onaylamıyoruz. Bu bağlamda, emeklilerimizin sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması gerektiğini vurguluyor, örgütlenme haklarını savunuyoruz
 
11. Harmandalı’da çöpler, artık neredeyse evlerin bahçelerine kadar uzanmıştır, çöp deponi alanları, yerleşim yerleri ile iç içedir; hastalık ve patlama riski gittikçe artmaktadır. Çöp üretiminin azaltılması ve yerinden ayrıştırılması için gereken önlemler alınmalı, birikmiş çöpler için insan ve çevre sağlığına uygun acil çözüm üretilmelidir.  
 
12. Aliağa’da kurulu bulunan sanayi tesisleri nedeniyle Aliağa ve yöresi zaten kirliliğin yoğun yaşandığı ve sınır değerlerin fazlasıyla aşıldığı bir bölge halini almıştı. Başvurusu yapılan Termik Santraller, teknolojik tüm önlemler alınsa bile, yalnızca Aliağa için değil, İzmir Kenti ile Kuzey Ege kıyıları ve bölgenin tamamı için büyük bir çevresel felaket yaratacağı, bilim insanları tarafından vurgulanmaktadır. Aliağa’ya termik santral yapılmasına 18 yıl önce yaptığımız gibi yine izin vermeyeceğiz.
 
13. Aliağa’da, yılda ortalama 200 kadar gemi sökülmektedir. Gemi sökümleri nedeniyle, Türkiye ve özellikle de Aliağa çok büyük bir çevresel yıkımla karşı karşıyadır. Bu yıkımın önlenebilmesi için, Basel Anlaşması’na uyulmalıdır. Mevcut Uluslararası Anlaşmalar, Yasa, Tüzük ve Yönetmelikler gerçek anlamda uygulanmalıdırlar. Gemi sökümleri; daha yoğun teknolojiler kullanılarak, gemiler topraktan ve denizden yalıtılarak havuzlarda yapılmalıdır; baştankara yöntemi terk edilmelidir. Gemi sökümü, Gemi Mühendislerinin gözetiminde gerçekleştirilmeli, insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek yöntemler uygulanmalıdır.
 
14. Menemen-Emiralem’de taş ve kireç ocakları nedeniyle, verimli topraklar ve su kaynakları bol olan Yamanlar Havzası yok olacaktır. Mahkeme sürecinde olumlu bir karar aldık ancak dava yüksek mahkeme aşamasında.
 
15. Küreselleşen ve vahşileşen kapitalizm,  gözünü yer altı ve yerüstü kaynaklarına dikmiştir. AKP İktidarı, uyguladığı politikalarla yaşam alanlarının ranta açılması için her türlü kolaylığı sağlıyor. Şimdi de Anayasa değişikliği içinde, orman alanlarının de diğer doğal ve kültürel varlıkların talana açılması, anayasal güvence altına alınmak isteniyor. Çevre Hakkı Anayasadan çıkartılıyor, Anayasa tartışmaları içinde, üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan birisi budur. Egeçep, talanın, yok etmenin, kirletmenin yolunu açan bir Anayasa değil, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve yaşamın savunulmasını koruma alına alan bir Anayasa istiyor.
 
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz
 
Erhan İÇÖZ
EGEÇEP Dönem Sözcüsü
 
 
EGEÇEP 2. BİLEŞENLER KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
Allianoi Girişim Grubu, Ayvalık Çevre Koruma Derneği, Çağdaş Hukukçular Dermeği İzmir Şb, Çiğli-Harmandalı Çevre Platformu, DİSK-Emekli – Sen İzmir 4 Nolu Bornova Şubesi, DİSK-Emekli-Sen İzmir 3 Nolu Buca Şubesi, EFESÇED-Efes Çevre, Doğa ve KültürDerneği, EGECEP Dernegi, Ege 78’liler Demokrasi ve Dayanışma Derneği, İzmir-Bergama, Eşme Elele Hareketi, Gerence Körfezi Sivil İnisiyatifi, Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği, İzmir Veteriner Hekimler Odası, Karaburun Sivil İnisiyatif, Karaburun Yarımadası YG21, Karaburun Yerel Fok Komitesi, Karaot’lular Tohum Derneği, Küresel Isınma İzmir Çalışma Grubu, Menemen Emiralem Çevre Platformu, Özdere Çevre Koruma, Dayanışma Ve Geliştirme Derneği, Tehlikeli Gemi Sökümünü Önleme Girişimi, TMMOB Gıda Müh.Odası Ege Bölge Şb.,TMMOB Kimya Müh.Odası Ege Bölge Şb. TMMOB Ziraat Müh.Odası İzmir Şb, Turgutlu Bedensel Engelliler Dernegi, Turgutlu Toplumsal Dayanışma ve Kültür Merkezi Çevre Komisyonu, Uşak İnay Vicdan Hareketi, Yeşiller İzmir Grubu, Bireysel Katılımcılar
Aday Üye: Bazdur Platformu
EGEÇEP 2. BİLEŞENLER KURULTAYI (7-8 ŞUBAT 2009)
SONUÇ BİLDİRGESİ
Egeçep iki günlük kurultayı boyunca gündemindeki tüm konuları görüşmüştür. Kurultayda öne çıkan konularla ilgili alınan kararları kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Kurultay Ana Teması “Su Haktır Sattırmayız” ve İkinci Teması ise “Yerel Yönetimlerve Çevre” olarak belirlenmiştir. Bu temalar, bileşenler tarafından tartışılarak EGEÇEP görüşü oluşturulmuştur.
Kurultayda ayrıca, güncel çevre sorunlarıyla Bileşenlerin sorunları, çözüm önerileri tartışılarak karara bağlanmıştır.
Kurultay sonucunda, yeni Yürütme Kurulu tüm katılımcıların ortak önerisiyle aşağıdaki isimlerden oluşmuştur.
·         Erhan İçöz
·         Berrin Esin Kaya
·         Mehmet Şahin
·         Hülya Yılmaz
·         Tekin Karadağ
·         Ali İhsan Çapkın
·         Erkan Çınar
·         Samet Baskak
·         Yekta Ünsal
Bu kurultayda da İlk Kurultayımızda belirlenen EGEÇEP İlkelerine yeniden dikkat çekilmiş ve aynen benimsenmiştir:
EGEÇEP, doğal ve kültürel varlıkların, çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konusunda çalışmalar yapan, sendika, dernek, meslek odası, sivil inisiyatif, platform ve diğer insan topluluklarının ve tek tek bireylerin çalışmalarını, sorunları ortaklaştırmak, güç birliğini sağlamak, bu oluşumların sözcülüğünü üstlenmek, gerekli yasal, bilimsel ve örgütsel destekleri sağlamak üzere çalışmalar yapar. Egeçep fonlardan para almaz, giderlerini kendi bileşenlerinin katkılarından karşılar. EGEÇEP anti-kapitalisttir. Küresel sermayenin istek ve tercihlerine göre dizayn edilen neoliberal   politikaların uygulanması sonucu, yaşam alanları kirlenmekte ve yok olmakta, çevre sağlığı ve canlı yaşamı tehlikeye girmektedir. Savaşlar insanlarla birlikte tüm canlıları yok edip doğanın dengesini bozmaktadır. EGEÇEP çevreyi kirleten ve yaşamı yok eden savaşa karşı ve barıştan yanadır. Faaliyetleri barışçıdır. Egeçep sürdürülebilir kalkınma değil, sürdürülebilir yaşamdan yanadır. Bu ilkelerin yanı sıra, aşağıdaki hususların da kamuoyu ile paylaşılması ve takipçisi olunacağı vurgulanmıştır.
1.    SU KAYNAKLARININ KORUNMASI VE SAĞLIKLI SUYA ERİŞİM HAKKI
 
·         Suya erişim bir haktır. Ancak, sadece insan hakkı değil tüm canlıların yaşamsal hakkıdır.
·         Suya erişim hakkı bir kamu hizmeti olarak sağlanmalıdır. Bu hizmetlerin ticari işletme anlayışı ile yürütülmesi kabul edilemez. Su ticari meta olarak görülemez. Doğa tarafından verilen bu hakkın ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesi kabul edilemez.
·         Göllerin ve nehirlerin özelleştirilmesine, suyun dağıtım şirketlerine verilmesine, suyun kullanılmadan peşin ödemeli (kontörlü) olarak satışına karşı çıkılmalıdır.
·         Dünya Su Forumu programı ve ilkelerine karşı duran bir yerel yönetim olmalıdır.
·         Suyun kullanım alanlarının evsel, tarım, sanayi, turizm olarak sınıflandırılarak çözüm önerileri bu çerçevede ele alınmalıdır.
·         Yerel yönetimler suyun ücretsiz dağıtılmasını, sağlıklı, kullanılabilir, içilebilir suya halkın erişilebilmesini sağlamalıdır.
·         Temel bir hak ve gereksinim olan suyun ücretli olması yoksul halkı kaçak kullanıma yöneltmektedir. Oysa ki sağlıklı bir yaşam için gerekli olan su miktarı ücretsiz olarak sağlanmalıdır.
·         Suyun gereksiz kullanımını ve israfını önlemek amacıyla tüketicin bilgilendirilerek eğitilmesini sağlanmalı aşırı su tüketimi önlenmelidir.
·         Su dağıtımındaki dağıtım şebekesinden kaynaklanan kayıpların önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
·         Su kaynaklarının denetimsiz olarak kullanımında yerel yönetimin denetimini etkinleştirmelidir. Yeraltı su kaynaklarının talanına neden olan Kent içerisindeki özel sondaj kuyuları kapatılmalıdır.
·         Aslolan suyun kirletilmemesidir. Su kaynaklarını etkileyecek alanlarda madencilik ve kirletici sanayi faaliyetlerine izin verilmemelidir.
·         Sanayinin aşırı su tüketimine engel olunmalı, arıtma tesisi olmayan işletmelere izin verilmemelidir.
·         Turizm alanlarında su kaynaklarını gereksiz ve fazla kullanımı engellenmeli, aşırı su tüketimine ve kirlenmesine yol açan golf sahaları, aquaparklar gibi tesislere izin verilmemelidir.
·         Yağmur ve atık sularının geri kullanıma kazandırılmasını sağlayacak projeler desteklenmelidir.
·         Tarım alanında,  küçük üreticinin tarımsal üretim için gereksinimi olan su ücretsiz sağlanmalı, “basınçlı su sulama sistemleri” teşvik edilmeli, gerektiği kadar su kullanımı bilinci oluşturulmalıdır.
·         Konrolsüz ilaç ve kimyasal kullanımı nedeniyle su kaynaklarını kirlenmesine yol açan tarımsal üretime izin verilmemelidir.
 
2. DOĞANIN VE YAŞAM ALANLARININ KORUNMASI
 
·         Yaşamın sürdürülebilirliği esas alınmalıdır.
·         Yaşam alanlarını tahrip etmeyen üretimi teşvik edilmelidir.
·         Yerleşim alanları, kentleşme doğal yaşam alanlarına zarar vermeyecek şekilde planlanmalıdır.
·         Tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmelidir.
·         Biyoçeşitliliği koruyan planlama yapılmalıdır.
·         GDO üretimine ve bu konudaki araştırmalara da onay verilmemelidir.
·         Üretici Pazar Yerleri” oluşturulmalı, ürünler üreticiden doğrudan tüketiciye ulaştırılmalıdır.
·          Fosil yakıtlara dayalı enerji kaynaklarının yerine , yenilenebilir enerji (jeotermal, güneş ve rüzgar enerjisi) kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.
·         Ekosisteme zarar verilmemesi için doğal sit alanları ile ilgili planlanlar yapılmalı ve bu alanların korunmasında halkın katılımının sağlanmalıdır.
·         Küresel ısınma ve iklim değişikline karşı ulaşımda toplu taşım olanaklarını kullanan geliştiren deniz ulaşımını daha etkin ve yoğun kullanılmalıdır.Bisiklet yollarının yapılması, motorlu araç dışındaki ulaşım araçlarının teşvik edilmelidir. Metro ve iskelelerde bisiklet parkları oluşturularak kent içi ulaşımda bisiklet kullanmı yaygınlaştırılmalıdır.
·         Hava kirliliği kontrol istasyonlarını yaygınlaştırılmalıdır. Hava kalitesini bozan ve küresel iklim değişikliğine yol açan sanayi tesislerine izin verilmemeli varolanların, ruhsatlarının iptaline karar verilmelidir.
·         Sulak alanlar korunmalıdır.
·         Toprak sınıfları, ürün desenleri, jeolojik yapı, tarihsel ve kültürel değerler vb. belirlenerek “arazi kullanım haritaları” oluşturulmalı , kentler,madenler, sanayi ve tarımsal alanlar buna göre planlanmalıdır. Kar amaçlı olarak planların değiştirilmemesi için dirençli yönetim anlayışı olmalıdır.
 
·         Binalara, insanların yoğun yaşadığı yerlere baz istasyonlarının kurulması engellenmelidir.
·         ATIKLAR
·         Evsel ve Sanayi atıklarının ayrı değerlendirilmesi ve atık ayrıştırmasının sağlanmalıdır.
·         Atık yağların toplanması ve geri dönüşümü sağlanmalıdır.
·         Katı ve Tehlikeli atıklar denetim altına alınmalı, ve bertarafı doğaya zarar vermeyecek şekilde planlanmalıdır.
·         Evsel atıkların ayrıştırılarak toplanmalı ve organik atıkların tarımda kullanılmasını sağlayacak projeler üretilmelidir.
·         Binaların yıkımında ortaya çıkan asbest kontrol altına alınmalıdır.
 
3. KÜLTÜREL VE TARİHSEL DEĞERLERİN KORUNMASI
 
  • Eski binaların restorasyonu amacıyla röleve çalışmalarını belediyeler finanse etmelidir. Eski yapılar, sadece tarihi olarak ele alınmamalı, projelerle kültürel yapı yaşamsal olarak korunmalıdır.
  • Tarihi mekanlar, kişilerin değil kamusal kullanıma açılması sağlanmalıdır. Tarihsel ve kültürel değerler metalaştırılmamalı, bu değerlere ulaşım ticari olmamalıdır.
  • Tarihi dokuların bozulmaması için araştırmalar yapılmalı, tarihi dokuları korumaya yönelik özendirici uygulamalar gerçekleştirilmeli, halkın kendi yaşadığı şehir ile tanışması sağlanmalıdır.
  • Ören yerlerinin civar yerleşim yerleri ile ekonomik etkileşiminin sağlanmasına yönelik projeler oluşturulmalı,
  • Müze kent kavramı oluşturulmalıdır. Bu gibi alanların yeni yapılardan arındırılması sağlanmalıdır.
  • Sosyal ve kültürel çeşitlilik ile yok olmayla karşı karşıya olan kültürler korunmalıdır.
 
4.  DOĞANIN VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN, YAŞAM ALANLARININ, SU KAYNAKLARININ, KÜLTÜREL VE TARİHSEL DEĞERLERİN KORUNMASI    VE YEREL YÖNETİMLER:
Günümüzde kentler ve yerel yönetimler kapitalist sermaye birikiminin en önemli hedefi haline gelmiştir. Sermayenin saldırıları ve neoliberal politikalar doğayı, tarımı, yaşam alanlarını, su kaynaklarını, kültürel ve tarihsel değerleri tahrip etmekte, kentleri yaşanmaz hale getirmektedir.
Egeçep olarak halkı; 29 Mart 2009 da yapılacak yerel seçimlerinde “Suyun Ticarileştirilmesine” açıkça karşı çıkacağını söylemeyen ve bunun sözünü vermeyen, suyun bir hak olduğunu inanarak savunmayan belediye başkan adaylarına oy vernemeye çağırıyoruz. Özel olarak İzmir'de, Büyükşehir, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Seferihisar, Gümüldür ve Özdere belediye başkan adayları başta olmak üzere, İzmirliler'in suyunun zehirlenmemesi için Efemçukuru altın madenine açıkça karşı duracaklarını deklare etmelidirler. Yine tüm ege bölgesinin suyunun, toprağının, havasının Bergama Ovacık altın madeni ve Uşak Kışladağ altın madeni tarafından kirletildiği-zehirlendiğinin bilincinde olan Belediye başkan adaylarının seçilmesini öneriyor ve Egeçep olarak şimdiden tarihe not düşülmesini istiyoruz.
Alaiağa'yı yaşanmaz hale getirecek, İzmir'in hava kalitesini bozacak Aliağa'da yapılması planlanan kömür yakıtlı Termik Santrale açıkça karşı çıkmayan belediye başkan adaylarına oy vermeyeceğiz.
EGEÇEP'in yerel yönetim anlayışı; insanların ve diğer canlıları yaşama alanlarının, doğal ve kültürel varlıkların sermayenin kar amacına hizmet için değil insanların ve diğer canlıların yaşamını sürdürebilmesini amaçlayan, karar alma süreçlerine halkın katılımını esas alan bir anlayıştır. Yerel Yönetimlerle ilgili olarak yukarıda belirtilenlere ek olarak aşağıdaki somut önerilerimizin yaşama geçirilmesini istiyoruz:
·         İnciraltı ; İzmir merkezi içerisinde kalan en geniş yeşil alandır. yapılaşmaya açılmamalı. Tarım arazisi olan bu alanların yapılaşmaya açılmamalı.
·         Biyoçeşitliliğin ve hayvansal çeşitliliğin korunması amacıyla kuş cenneti olan Gediz Deltası ve İnciraltı mutlaka korunmalıdır.
·         Liman arkası ( Alsancak-Turyağ arası) alanının dokusu korunmalıdır.
·         kent içinde yer alan Taş Ocakları-Çimento fabrikaları kapatılmalıdır.
·         Efemçukuru Altın Madenine kesinlikle izin verilmelidir.
·         Gediz Delta Bölgesi ( Kuş Cenneti) Sulak alanların doğaya kazandırılmalıdır.
·         Kentsel ortak yaşam alanı olan İzmir Kültürparkına otopark yapımına hiçbir biçimde izin verilmemelidir.
·         Allianoi – Efes gibi Antik Kentler koruma altına alınmalı, yok olmaları engellenmelidir. Bu gibi yerler, turizme kazandırılmalı, Allianoi, kuruluş amacına uygun kullanılmalıdır.
·         Aliağa Termik Santraline izin verilmemelidir.      
·         Aliağa’daki Demirçelik fabrikalarının elektrikli ark ocaklarının, atıklarının zararlı sonuçları bertaraf edilmeli, “tehlikeli atık yönetimi projeleri” uygulanmalıdır.
·         Harmandalı Çöp Deponi Alanı kullanım ömrünü doldurmuştur. Kapatılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı, atık bertaraf ve geri dönüşüm tesisleri çok hızlı olarak hayata geçirilmelidir.
·         Okulların otopark olarak kullanılmasına engel olunmalıdır.
·         Kent merkezine arabaların sınırlandırılması ve kent merkezine ulaşımın toplu taşıma ile sağlanmalı, toplu taşıma özendirilmeli ve çeşitlendirilmelidir.
·         Kent içi yeşil alanlar oluşturulmalı, park anlayışının “küçük korulukların oluşturulması” şeklinde yeniden yorumlanmalıdır.
·         Dere yataklarında yapılaşma engellenmelidir,
·         Yatay ve dikey yerleşmenin coğrafyaya göre planlanmasında; depremsellik, tarım alanlarının kullanılması, gibi kriterler dikkate alınmalıdır.
·         Kentsel dönüşümde amaç rant değil kamu yararı esas alınmalıdır. Denizlerin doldurulması ve kıyıların ortak kullanıma kapatılmasına ilişkin uygulamalara son verilemelidir. Bu anlayışla kıyıdaki yapılar, kentsel dönüşüm çerçevesi içerinde yeniden değerlendirilmelidir.
 
5. DİĞER KONULAR
Doğal yapıda önemli değişikliklerin olduğu Karaburun arkasında tesis edilmekte olan zeytinliklerde mutlaka zeytin sıraları arasında kapalılık oluşuncaya kadar nergis yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi yerinde olur bunun için Çevre ve Orman il Müdürlüğü etüt Proje Şube Müdürlüğünün olumlu görüşü yeterli olacaktır.
Tarım teşkilatının kontur sürümün halka benimsetilmesi konusunda yeterli çalışma yapamadığını halen döner pulluk kullanılıyor olmamasından anlamaktayız. Kontur sürümün özendirilmesi küresel değişim karşısında gerek ürün gerekse su kaynaklarının beslenmesi açısından önemli olduğu halka iletilebilmelidir.
Kültür balıkçılığının koy ve körfezlerde yaptığı azot kirliliği, hastalık kirliliği, görüntü kirliliği nedenleriyle üretimlerinin durdurulması ve kesinlikle bu tip yerlere ruhsat verilmemesi gerekmektedir. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Suda Tehlikeli ve Zararlı Maddeler Tebliği, AB?nin su konusundaki eşleştirme çalışmaları yazıya dökülmüş birer metin gibi algılanmamalı dünyada yaşamın bir bütün olduğu kabullenilmelidir.
Kültür balıkçılığında kullanılan yemler, deniz ekolojik sistemde besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan sardalye ve hamsi balığının unu ve yağından oluşmaktadır. Sardalye ve hamsi balığı insanlar tarafından kolaylıkla tüketilen ve içerdikleri amino asitler bakımından en dengeli balıklardır. Sanayi tipi balıkçılık işletmeciliğinden ziyade balıkçılık işletme sanayisi teşvik edilmelidir. Doğadan elde edilen balıklar sanayiye ham madde (yem) olarak sunulmamalı, tüketime gıda olarak sunulmalı ve bunun sanayisi geliştirilmelidir. Yapılacak teşviklerle bu özendirilmelidir.
Şirketlerin karlılığı sürekli kılma mücadelesi halkın ucuz balık tüketiminin kaynağı gibi gösterilerek tüketici yanlış bilgilendirilmemelidir. Ortak kullanım alanı içerisinde balık çiftlikleri insan yaşamının olduğu alandan en az 3 km uzağa gitmelidir. Doğaya fazladan verdiği azot nedeniyle koy ve körfezlerde, diğer kirleticilerle birlikte ele alındığında açık denizlerde sürdürülebilir değildir. Kültür balıkçılığı ekonomiye katkıları ve yarattığı katma değer halkın, doğanın yararına değil zararına olmaktadır
     Berrin Esin KAYA
     EGEÇEP DÖNEM SÖZCÜSÜ

 








Copyright © Ege Çevre ve Kültür Platformu