Allianoi’yi unutmak!

359 total views, 6 views today

Özer Akdemir yazdı: Allianoi sular altında bugün. Unuttuğumuz gün yitik bir kent olacak o da!..

Özer AKDEMİR

Nymphe Heykeli (Su Perisi) Bergama Müzesinde, mavi bir duvarın önünde ziyaretçilerine gülümsüyor bugün. İki bin yıl sonra gün yüzü gördü Nymphe. Genç arkeologlar bin bir emekle temizlediler onu yüzyılların kirinden, tozundan. “Burada kalsın, taş yerinde ağırdır” dediler, kabul edilmedi. “Allianoi dünya mirasıdır, baraj sularına gömülmesin” dediler, dinlenmedi. Özenle çıkarıldı yerinden Nymphe ve müzede bir köşeye konuldu. Sonra unutuldu!..

Allianoi sulara gömüldü birkaç ayda. Antik kentler gömütlüğüne dönen Anadolu’da yüzlerce yitik kentten birisi oldu, sonra o da…

***

Bergama Müzesi’nin birkaç yüz metre uzağında toplanan grup “Hasankeyf Allianoi gibi yok olmasın” diyordu. 12 bin 500 yıllık kadim kent Hasankeyf’in, Dicle’nin suları altında boğulmaması istendi. Basın açıklamasında bir kişi vardı ki bu sözler onun için çok daha anlamlıydı.
Bir gün önce, Bergama Kültür Merkezinde yapılan “Son veriler ışığında Allianoi’un tıp tarihindeki yeri” konulu sunumunu dolu gözlerle yapan Prof. Dr. Ahmet Yaraş’tan bahsediyoruz. Boğazına kadar gelen duygu selini bastırıp “Galenos’un hastanesini bulduk ama kazılmasına izin vermediler” derken yaşadığı hayal kırıklığı, işine aşık bir bilim insanının duygularının dışa vurumuydu.

Allianoi antik kentini bulan, kazan ekibin başı, antik kentin baraj suları altında kalmaması için direnen, hemen her türlü çabayı gösteren o güzel insanların hocası Ahmet Yaraş, buruktu o gün.

Yeni doğan kızına Allianoi’un içinden akan İlya Çayı’nın adını veren, kızının bebekliğinin, çocukluğunun geçtiği kazılar süresince antik kentle böylesi bir gönül bağı da kuran Yaraş, dünyada Roma döneminden günümüze kalan en korunaklı sağlık yurdu olarak tanımladığı antik kentin sular altında kalmış olmasına herkesten daha fazla üzüldü kuşkusuz.

Allianoi ile ilgili verdiği her demeçte, katıldığı her söyleşide, onu anlatırken gözlerinin dolması, sesinin titremesi ve bazen kendine engel olamayıp gözyaşı dökmesi de bu yüzdendi. “Emek zay olmadan sızlar mı yürek”…

Allianoi
Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

***

Basın açıklamasının ardından Allianoi’ya gittik. Daha doğrusu bir zamanlar Allianoi olan yere! Şimdi sular altındaydı ve artık orası Yortanlı Barajıydı!

Barajın kıyısında durduk. Allianoi kazısında görev yapmış Arkeolog Bülent Türkmen, bizlere ne kaybettiğimizi bir kez daha anlattı; “şu gördüğünüz iki kıyının arasındaydı Allianoi. Kazılar boyunca dört yüzün üzerinde tıp araç gereci çıkardık. Daha pek çok şey çıkarabileceğimizi bizler biliyorduk ama buna izin vermediler. Apar topar üzeri çamurla kapatıp sulara gömüldü Allianoi. Bu çamurun yapıları sulardan koruyacağı söylendi. Geçen yıl sular çekilince kazı alanının bir kısmı açığa çıktı. Gidip baktım. Yapı duvarları yok olmuştu!”

Allianoi’un sulara gömülmesinden çok kısa bir zaman önce yapılan son eylemi anımsadım. 2010 yılı ekim ayıydı. Antik kentin ortaya çıkarılan yapıları üzerine “Horasan Harcı” denilen, bilim insanlarının ise “göz boyama çamuru” olarak tanımladığı kırmızı bir çamur örtülmüştü. Ve artık giremediğimiz kazı yerinin dışında, tel örgülerin, jandarma barikatının arkasından son kez baktık Alliano’ya. Tam orta yerde büyük bir vinç yıllarca korkunç bir sabır ve özenle ortaya çıkarılan buluntuları kumla yeniden dolduruyordu. Utandık!

Allianoi
Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

Evet, daha antik kent sulara gömülmeden, ona son kez bakarken, içimizdeki hüznü bile bastıran bir utanç vardı hepimizde. Onu koruyamamanın, çocuklarımıza bırakamamanın, dünya kültürüne armağan edememenin utancı. İçinde birazcık da olsa yurt, doğa, kültür sevgisi olan, emeğin değerini yüreğinde hisseden, insan olarak kalabilmenin bir gereğiydi o utanç duygusu.

En çok da Ahmet Yaraş utanmıştı bu “kültürel barbarlığa” tanıklık etmekten.  “Gördüklerimden utanıyorum” diye yazmıştı, Allianoi sulara gömülürken; “… Tırnaklarımla kazdığım, hayatımın en güzel 12 yılını verdiğim yerin yok oluşunu izliyorum.”

Antik kentin yaşatılması, sulara gömülmemesi, geleceğe taşınması için, başta onu gün yüzüne çıkaran arkeologlar olmak üzere bir çok kişi çaba gösterdi. Hukuk mücadelesi de yıllarca sürdü. Buna rağmen siyasi iktidarlar, açıkçası o bölgeden alacakları 5-10 bin oy uğruna, ömrü 50 yıl sonra dolacak olan bir baraja, 2 bin yıllık antik kenti feda ettiler!

Utanç ne, utanmak nasıl bir şey bilseler, Hasankeyf gibi dünyanın göz bebeği, Dicle’nin sevgilisi, insanlık tarihinin belki de ilk yerleşim yerlerinden birisi olan bir güzelliği sular altına gömmek isterler miydi?

***

İlya Çayı’nın kıyısında durduk. Her şeyden habersiz, duru yeşil bir su idi İlya. Önümüzden, sessizce akarak Yortanlı Barajını dolduruyordu. Su Perisi’nin yurdu, suların altında günbegün yok oluyordu ve biz İlya’nın akışına bakıp yine utandık…

***

Sulara gömülmeden birkaç ay önce son durumunu haberleştirmek için gitmiştim Allianoi’ya. Kazı yerinin iki bekçisi de işten çıkarıldığı için in cinin top oynadığı antik kenti, Ahmet Hoca’nın küçük kızı İlya’nın kedisi Makarna ile gezmiştik. Daha o zamanlar terk edilmişliğin hüznü vardı Allianoi’da ve onu terk etmeyen sadece Makarna kalmıştı! Haberin başlığını da onun bu sadakati belirledi; “Yitik kentin kedisi”.

Allianoi
Fotoğraf: Özer Akdemir/EVRENSEL

Şöyle demiştik Allianoi’nin o kederli halini anlatırken;

“Yeniden dikilen her sütun, toprakta kazılan her oda, bir kez daha gün ışığı gören her mozaik yitip gitsin isteniyor. Üzeri yeniden doldurulacak tarihin. Allianoi, yitik bir kent olacak yeniden ve ‘Su Perisi’nin yurdu’ su’yla örtülerek unutturulacak bu kez. Allianoi şimdiden yitik bir kent gibi kendi sessizliğine terk edilmiş. Her şey geride bırakılıp gidilmiş. İlya’nın kedisi bekliyor şimdi, Su Perisi’nin kenti Allianoi’yu…”

Allianoi sular altında bugün. Unuttuğumuz gün yitik bir kent olacak o da!..

Utanmak insan olarak kalmanın gereğidir bu utanmazlık çağında.

Unutmaksa bizi utanmazlık çağının bir parçası haline getirir, ne yazık ki!

Utanmaktan korkma, ağlamaktan da.

Ama asla unutma!…