24 HAZİRAN’DA EKOLOJİK BAKIŞ AÇISI OLMAYANLARA, YAŞAMI SAVUNMAYANLARA OY YOK!

4,275 total views, 3 views today

Ege Bölgesinde yaşam alanlarımıza yönelik sermaye saldırılarına karşı verilen yerel direnişlerin dayanışması  ve mücadelesinin ortaklaştırılması amacı ile 2005 yılında kurulan EGEÇEP olarak, 24 Haziran 2018 Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sürecinde seçime girecek tüm siyasi partilere ve adaylara açık çağrıda bulunuyoruz;

Tüm canlıların en başta gelen hakkı yaşama hakkıdır. Yaşamın sürmesi  için sağlıklı bir çevre şarttır. Bu ise temiz su, temiz toprak, temiz hava ve güvenli gıda demektir. Hal böyle iken pek çok uluslararası sözleşme, anayasa ve yasa hükmüne karşın  temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamıyoruz.

Yaşamın  Korunması Politikaları üretilmelidir;

“Sürdürülebilir kalkınma” ve “kirleten öder” yaklaşımlarıyla çevre sağlığının ve doğal dengenin korunamadığı artık görülmüştür.  Dünyamız hızla kirleniyor, “kirleten öder” yerine, “kirlenmenin önlenmesi” politikaları üretilmelidir. Kirletmenin ve doğal dengeyi bozmanın bahanesi halini almış olan “Sürdürülebilir Kalkınma” yerine, “yaşamın sürdürülebilirliği” ilkeleri belirlenmelidir.

Su haktır satılamaz

Susuzluk ülkemizin en önemli sorunlarındandır. Ülkemiz su fakiridir.

Erişilebilir su kaynaklarının yönetimi sorunu, kullanılabilir suyun hangi kanallarla tüketiciye ulaşacağının, içme suyunun üretimi ve dağıtımı sorunu siyasi partilerin seçim bildirgelerinde mutlaka olmalıdır. Temel ihtiyaçlarımız olan su, ticari meta yapılmamalıdır.

Aliağa’yı gözden çıkaranlara OY YOK!

Aliağa ve yöresi; kurulu Demir Çelik Fabrikaları, Petro-kimya tesisleri, Gemi Söküm Tesisleri, haddehaneler ve diğer tesislerin yarattıkları kirlenme nedeniyle, çevre sağlığı ve canlı yaşamının çok büyük risk altında olduğu bir bölge halini almıştır.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi kömür yakıtlı termik santrallerle bölgemiz nefessiz bırakılmak isteniyor. Bunun en çarpıcı örneği olan  mahkeme kararının arkasından dolanılarak çalışan İzdemir Termik Santralı derhal kapatılmalıdır.

Aliağa ile ilgilenmeyen, gerekli önlemleri almaya söz vermeyen, kirliliğin devamına yol açacak politikaları olan partilere ve adaylara OY YOK!

Yaşamın katili altın madenlerine göz yumanlara OY YOK!

Bergama Ovacık Altın Madeni, Bergama Köylülerinin onurlu direnişine rağmen binbir türlü oyun ve yasa dışı hamlelerle üretimine devam ediyor. O yetmiyormuş gibi hukuka aykırı maden işletmesinin ömrünü uzatmak için Kozak kazılıyor. Çukuralan altın madeninde  üçüncü kez kapasite artırımına gidilerek, geri dönüşü olmayan noktaya ulaşıldı, yıllardır sürdürülen direniş sayesinde Yerli Tahtacı, Uyuzkaya, Gelintepe projeleri  iptal edildi, ancak  bu kez Kapıkuyu adı altında Kozak Yaylasından altın madeni belası yeniden horlatılmak isteniyor. Bergama’nın ve Kozak’ın ekosistemini mahvedenlere, dünün suç ortakları bugünün sahte düşmanlarına OY YOK!

Kışladağ’ı viran edenlere ve bunu görmezden gelenlere OY YOK!

Açık ocakta siyanür yığın liçi yöntemiyle işletilen Uşak-Eşme-Kışladağ Altın Madeni işletmesi tüm canlıların geleceğini zehirlemiştir. Madenci şirket son günlerde yüzlerce işçiyi işten çıkararak sessiz sedasız bölgeyi terk etmeye hazırlanmaktadır.  Kışladağı viran edip kuzularımızı öldürenlere, bölgenin altını üstüne getirip, rehabilite etmeden kaçıp gitmesine göz yumacak olanlara OY YOK!

Madra Dağı çığlık atıyor

Madra Dağını 4 ayrı ocak ile delik deşik edecek, bölgeyi cehenneme çevirecek olan siyanürlü altın madenine, Ayvalık denizinde altın arama faaliyetine dur demeyene OY YOK!

Suyumuzu kirletenlere ve buna sessiz kalanlara OY YOK!

İzmir’in su hasvzasını kirleten Efemçukuru Altın Madeni kapasite artırımına giderek faaliyetine devam etmektedir. Atın madeni işletmesinin önünü açmak için, DSİ tarafından önceden planlanan Çamlı içme suyu barajı projesinden vazgeçilmiştir. Suyumuzu altın işletmelerine feda edenlere, “bu maden işletilirse İzmir’i taşımamız gerekir” diye ‘namus sözü’ verenlerin, ‘yaşamsal önemdeki’ bu konuyu kapalı kapılar ardında çözemeyenlerin halktan kopuk politikalarına OY YOK!

Körfez Geçişi Projesi iptal edilmeli

Körfez Geçiş Projesi;  yapay ada ve köprü ayakları ile İzmir Körfezi’nin temelli ölümüne yol açacak, koruma altında Ramsar bölgesi olan Gediz deltasını ve korunması gereken İnciraltı bölgesini mahvedecek  kentin ulaşım sorununun çözümü ile alakası olmayan, birilerine kaynak aktarmayı hedefleyen lüzumsuz bir projedir.

İzmir’in iki yakasını bir araya getirtmeyecek olan Körfez Geçişi Projesini savunanlara OY YOK!

Tarım cennetini cehenneme çevirecek olanlara OY YOK!

Turgutlu Çal Dağı’nda sülfürik asitle işletilecek olan nikel madeni, verimli tarım alanlarına büyük zarar verecek, Ege Bölgesi’nin  canlı yaşamı için büyük risk oluşturacaktır.  Çal Dağı’nı, tarım cenneti Turgutlu Ovasını, tüm Ege’yi yıkıma götürecek bu talana direnmeyecek partilere OY YOK!

“Ekolojik yaşamı rant kapısı haline getirenlere OY YOK!”

Nükleere ‘evet’ diyene OY YOK!

Nükleer santral kurulmadan, atıkları  ile başımız belada. Gaziemir’de 2007 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından “Europium-152 (Eu -152) radyoaktif kaynaklı” tespit edilen atıklar halen temizlenmedi. Yasadışı nükleer atık ticaretinin tipik örneği olan olayın failleri araştırılmıyor, bilinenler yargıdan kaçırılıyor, yeni yeni olaylara davetiye çıkartılıyor. Nükleer macerada turnusol işlevi gören Gaziemir’deki nükleer atıklar olayında Devlet sınıfta kalmış, İzmir nükleer atıklarla yaşamaya mahkum edilmiş durumda. Yüz binlerce insanın yaşadığı mahallelerin ortasında nükleer atıkların gömülmesine zemin hazırlayanlara, bu atıkların orda olduğunu bile bile radyasyon kirliliği ile yaşamı zehirlenmesine göz yumanlara OY YOK.

Manisa Köprübaşında, Söke Kisir Köyünde yöredeki insanları kanserden birer birer ölümüne neden olan eski uranyum madenleri ile ilgili üç maymunu oynayan bir ülkede açık açık nükleer enerji santrallerine karşı çıkamayan, bunu programına yazmayanlara OY YOK!

“Kirli” enerji politikalarına OY YOK!

RES’ler, JES’ler ve GES’ler her ne kadar yenilenebilir-temiz enerji olarak kabul edilse de Çeşme, Karaburun, Aydın, Ödemiş, Tire başta olmak üzere tüm bölgemize yayılan projelerde, halkın ihtiyaçları değil, sermayenin ihtiyaçları gözetilmekte, yer seçimlerinde, çevre sağlığı ve canlı yaşamı yok sayılmaktadır.  “Temiz-yenilenebilir enerji” görüntüsü altında halkların yaşam alanlarını ellerinden alanlara, tarım topraklarını, meraları, ormanları talana açanlara OY YOK!

EGEÇEP Yürütme Kurulu