Dereağzı dersleri

129 total views, 3 views today


18 Kasım 2018 04:25

     

Geçtiğimiz günlerde Aydın İncirliova Dereağzı köyünde JES şirketinin ÇED toplantısı vardı. JES kuyu ve tesisleri tarafından çembere alınan Aydın’ın belki de tek nefes alabileceği batı kesimindeki 5 köye kurulmak isteniyor JES’ler. Kentin su ihtiyacını karşılayan İkizler Barajına da 5 km konumda bu alan. Üstelik zeytin ve incir bahçelerinin arasında.

Hal böyle olunca, geçim kaynağını korumak, yaşam alanlarını kirletmemek için yöre köylülerinin direnişe geçmesi de kaçınılmaz hale geliyor. Hele Tire Başköylülerin kararlı direnişlerini şirketi topraklarından kovarak taçlandırmasının ardından bunun bölgedeki diğer ekoloji mücadelelerine de etki etmesi son derece doğaldı.

Nitekim, Başköy’le eş zamanlı olarak Efeler Kızılcaköylüler de fiili direnişe geçtiler. Köy meydanına kurdukları çadırla JES’e karşı yaşam nöbetine başladılar. Köylülere komşu köylerin ve kentteki kurumlardan destek de her geçen gün arttı. Kızılcaköy’e girmeye, sondaj alanında ölçüm yapmaya çalışan şirket yetkililerine izin vermedi köylü. Kızılcaköy’ün bu kararlılığından olsa gerek Gürmat Elektrik AŞ adlı şirket ÇED Halkı Bilgilendirme toplantısını Dereağzı köyüne almak zorunda kaldı. Dereağzı köyü, 120 JES kuyusunun açılacağı 5 köyün içinde Efeler Belediyesine değil İncirliova Belediyesine bağlı tek köy bu arada.

Bu 5 köyün ÇED toplantısı öncesi buluşmaları, ortak sorunlara karşı dayanışmaları devletin kolluk güçleri tarafından engellenmek istendi. Kızılcaköylülerin Aydın Valisine halk gününde gidip dertlerini anlatmak istemeleri de polis engeline takıldı. Saatlerce kentin girişinde köylüleri tutan polis, “Biz terörist miyiz?” diyen köylülere, “Pek bir farkınız da yok” diyebildi.

Bu baskı ortamında, onlarca sivil resmi, polis-jandarmanın yığınak yaptığı Dereağzı köyünde, köylülerin söylediğine göre muhtarın halka toplantı için anons yapması bile İncirliova Kaymakamı tarafından engellendi. Tüm baskılara rağmen sadece JES sondajı açılmak istenen 5 köyün halkı değil, civardaki birçok köy, Tire Başköylüler, Aydın, Germencik ve İzmir’den de katılımlarla 1000’i aşkın bir kişi bir araya geldi. Son derece örgütlü, birbirinin derdini anlayan, önceden hazırladıkları dövizleri, pankartları, sloganları hatta türküleri ile jeotermal istemediklerini kararlı bir şekilde ortaya koyan bir kitle toplandı köyde.

Kadınlar, yıllardır ülkenin her yerindeki ekoloji mücadelesinde olduğu gibi yine en önde idiler. Gerek devletin kolluk güçleri, gerekse şirket elemanlarına karşı kararlı bir duruş sergilediler. Toplantının yapılacağı sundurmaya astıkları, “Kızılcaköy’de JES’e hayır” yazılı pankartlarının yerini değiştirmek isteyen jandarmaya öyle kararlı bir şekilde “hayır” dediler ki jandarma ÇED yetkililerinin oturacağı masaların yerini değiştirmek zorunda kaldı.

Yıllardır bu türden ÇED toplantılarını izleyen bir gazeteci olarak Dereağzı’daki bu kararlılığın onda birinin olduğu mücadelelerde bile ÇED toplantısının yaptırılmadığı, Çevre İl Müdürlüğünden gelen görevlinin “Köylülerin tepkileri nedeniyle ÇED toplantısı yapılamadı” tutanağını tutup gittiklerine onlarca kez tanıklık etmişliğim vardır. Dereağzı’da ise böyle olmadı ilginç bir şekilde!

ÇED heyetinin yoğun “önlemler” altında masada yerini almasıyla başlayan ıslık, düdük ve yuhalamalar arasında bu toplantının yapılmasının olanağı yoktu. Binin üzerinde köylü, hiçbir taşkınlık yapmadan, şiddet ya da kötü söz söylemeden en demokratik şekilde tepkilerini ortaya koyuyor, JES istemediklerini yetkililere en açık bir şekilde gösteriyorlardı. Bu tepkinin çok değil, 10-15 dakika devam etmesi, ÇED için gelmiş görevlilerin işlerini yapamaz durumda bırakacak, doğal olarak da “köylülerin tepkileri nedeniyle ÇED toplantısı yapılamadı” tutanağı tutulup köy terk edilecekti.

Bu süreç, Aydın Barosu üyesi bir avukatın ve yine Germencik’te JES’lere karşı mücadele eden birkaç kişinin köylülerin tepkilerini yatıştırmaları ile başka türlü gelişti. Köylü gençlerin “Biz bu toplantıyı yaptırmama kararı almamış mıydık?” şaşkınlığı arasında el hareketleri ile köylülerin protestolarını susturan avukat, ÇED görevlisinin toplantıyı açmasına olanak sağladı. Toplantı açıldıktan sonra şirketin adını duyar duymaz yine ıslık, düdük, yuhalamalarla şirket temsilcisi konuşturulmazken, avukat sandalyenin üzerine çıkarak  JES’lere neden itiraz ettiklerini bir 5 dakika kadar anlattı. “Madem ki bu toplantı yapılıyor, biz de itirazlarımızı dile getiriceğiz” diyen avukat, aslında bir anlamda kendisinin başlattığı toplantıda köylüler adına da kendine söz verdi! Köylülerden bir kişi bile çıkıp itirazlarını söylemedi. Sonuçta ÇED toplantısı yine protestolar arasında bitirildi.

Burada şöyle bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum; ÇED toplantılarını yaptırmamak köylülerin projeye karşı ne kadar kararlı olduklarının bir göstergesi. Yoksa “yaptırılmadı” ya da “başlayıp yarım kaldı”  ya da “başladı köylüler itirazlarını yazdırdılar” vs gibi bir tutanağın hukuksal açıdan herhangi bir farkı yok. Yine, devlet kurumları her seferinde bildiklerini okuyorlar, eğer fiili, kararlı bir mücadele süreci yoksa toplantı yapılsın-yapılmasın projelerin yüzde 99’una ÇED olumlu kararını veriyorlar.

Başka bir tehlike ise bu tür fiili mücadelelerin ÇED olumlu kararına açılan davadan sonra sönümlenmesi, mücadelenin mahkeme kararlarına endekslenmesi tehlikesidir. Yargının siyasallaştığı, adeta sermayenin temsilcisi hükümetin emrine girdiği, binbir emek, masrafla kazanılan davaların 2009/7 gibi “ucube” bir genelge ile ters yüz edildiği durumlarda ekoloji mücadeleleri hukuka dayandıklarında hep kaybettiler, kaybedecekler. Dikili Çukuralan Altın Madeni’nin mahkemece geçtiğimiz haftalarda iptal edilen 3. kapasite artışı ÇED raporuna bu yazının yazıldığı gün yeni ÇED verilmesi bunun en son örneği oldu.

Aydın’da son dönemde kararlı bir şekilde gelişen, onlarca köylünün birbiri ile dayanışmasını da örerek büyüyen JES karşıtı mücadelede hukuksal sürecin ön plana geçirilerek çadır nöbeti, şirket görevlilerinin alana sokulmaması, sokaklarda, alanda yapılan protesto gösterileri, dayanışmanın büyütülmesi gibi fiili direniş öğeleri geri plana itilirse şirket alana kolaylıkla girebilir ve sonrasında iş işten geçer! Çünkü şirketler alana girdikten sonra kendi güvenliklerini sağlamak adına her tedbiri alırlar ve bir sülük gibi yapıştıkları yeri de iliğine kadar sömürmeden bırakmazlar!

Bu bakımdan, Dereağzı köyündeki ÇED toplantısı Aydın ekoloji mücadelesine yönelik önemli bir tehlikeyi ortaya koyması açısından öğretici derslerle doluydu.