Kanser raporunu açıklayan Bülent Şık hakim karşısında

354 total views, 3 views today

Kanser raporunu açıkladığı için hakkında 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Dr. Bülent Şık’ın davası görülüyor.

Kanser raporunu açıklayan Bülent Şık hakim karşısında

Fotoğraf: Evrensel ANASAYFA ÇEVREPaylaş

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen ve Türkiye’de kanser vakalarının sık görüldüğü bölgelerde bulunan kanser yapıcı kimyasalları tespit etmeyi amaçlayan projeye ilişkin bulguları kamuoyuyla paylaştığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Dr. Bülent Şık’ın ilk duruşması görülüyor.

İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek duruşması öncesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Bülent Şık, kendisini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek “Biz aslında daha demokratik bir ülkede yaşıyor olsaydık bu araştırma sonuçlarını ortaya koyduğumuzda, insan sağlığına zarar veren meseleyi nasıl çözeceğimizi düşünürdük” diye konuştu.

Yapılan açıklamaya Türk Tabipleri Birliği (TTB), Ankara Barosu, Bursa Barosu, Antalya Barosu, İstanbul Barosu, HDP milletvekilleri Ahmet Şık, Oya Ersoy, Murat Çepni, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Sibel Özdemir, Ali Şeker, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu, KESK, ÜNİVDER, Ekoloji Birliği, DOĞADER, Divriği Kültür Derneği, Beyoğlu Yurttaş Meclisi, İstanbul Kent Savunması, Politeknik, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi, Kuzey Ormanları Savunması, Barış Akademisyenleri ve çok sayıda kişi katıldı.

“BAKANLIĞIN CEVABI BU DAVA OLDU”

Çocuklar Zehirlenmesin İnisiyatifi tarafından düzenlenen basın açıklamasını Aslı Odman okudu. “Bugün burada Bülent Şık’ın davasını takip etmeye, bilgisini yaşam için, toplum ve ekosistem esenliği için kullandığından cezalandırılmaya çalışan bir bilim insanı ile mühendis ile halk sağlıkçısı ile dayanışmaya geldik” diyen Odman, “Kendini ekosisteme ve topluma karşı sorumlu hisseden ve kamusal araştırma kaynaklarından uzaklaştırılmış bir bilim insanı olarak Bülent Şık araştırmanın elindeki bulgularını önce Bianet’teki Mutfaktaki Kimyacı köşesinde, daha sonra Nisan 2018’de Cumhuriyet’te yazı dizisi olarak yayınladı. Bunun üzerine pek çok soru önergesi verildi. Bilgi edinme hakkı kullanılarak kurum ve kişiler Sağlık Bakanlığı’na başvurdular. Bakanlığın cevabı ise işte bu dava oldu” diye konuştu.

“BÜLENT ŞIK’IN YANINDAYIZ”

Kamu kurumlarının kamu faydasını sağlamak için felç, kâr amacı için şahin kesildiği bir dönemde halk sağlığı bilgisini paylaşmanın bir suç değil, görev olduğunu vurgulayan Odman; “Hamaset ile vatanseverlik söylemlerinin havada uçuştuğu, bu davanın iddianamesini bile terörle mücadele savcılığının yazdığını görüyoruz. Vatanı sevmek ne demektir, silahlarla gençleri sınıra yollamak mı, tüm Türkiye’ye sevk edilen gündelik gıdalar ve suyun tehlikeleri hakkında toplumu uyarmak mı? Bizim cevabımız açık. Bülent Şık’ın yanındayız” dedi.

“HEPİMİZİN SAĞLIĞINI İLGİLENDİREN BİLİMSEL ÇALIŞMA NASIL PAYLAŞILMAZ”

Daha sonra konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu şunları söyledi: “Hepimizin sağlını ilgilendiren bilimsel bir çalışma nasıl kamuoyu ile paylaşılmaz ve kamuoyu ile paylaşılması suç olur. Bu Cumhuriyet maalesef buna dönüştü. Bu Cumhuriyeti halkın Cumhuriyeti yapmak için mücadele edeceğiz.”

Ekoloji Birliği Eş dönem Sözcüsü Caner Gökbayrak: “Hesap vermesi gereken Bülent Şık değil, Sağlık Bakanı olmalıdır. Davanın ve raporun takipçisi olacağız” dedi.

‘HUKUKSUZ ORTAMDA SESİMİZİ DUYURDU’

Tanrıkulu’nun ardından CHP Milletvekili Ali Şeker söz aldı. Şeker,” Kartal’da enkaz altında canlar var. Halk ölüyor demek, çürük yapılar öldürüyor demek, halk sağlığı tehdit altında demek, çocuklar zehirleniyor demek yasak. Bu hukuksuz ortamda sesimizi duyurduğu için Bülent Şık’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Fotoğraf: Evrensel

“DEVLETİN SUÇ ÜSTÜ YAKALANDIĞININ DAVASIDIR”

HDP Milletvekili Murat Çepni ise halktan yana olan Bülent Şık’ın yanında olduklarını belirterek; “Bu dava, halka karşı suç işleyen ve işlenen suçları gizleyenlerle, halktan yana olan bilim insanlarının davasıdır. Devletin suç üstü yakalandığı davadır. Halkı savunmak suç değildir” dedi.

“HESAP VERMESİ GEREKEN SAĞLIK BAKANIDIR”

Ekoloji Birliği Eş dönem Sözcüsü Caner Gökbayrak ise “Hesap vermesi gereken Bülent Şık değil, Sağlık Bakanı olmalıdır. Davanın ve raporun takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

“İNSAN SAĞLIĞINA ZARAR VEREN MESELEYİ NASIL ÇÖZECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜRDÜK”

Son olarak konuşan Bülent Şık kendisini yalnız bırakmayanlar teşekkür ederek “Biz aslında daha demokratik bir ülkede yaşıyor olsaydık bu araştırma sonuçlarını ortaya koyduğumuzda, insan sağlığına zarar veren meseleyi nasıl çözeceğimizi düşünürdük. Dava saati son anda değişti beni yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim” dedi.

NE OLMUŞTU?

Akdeniz Üniversitesi’nden barış bildirisine imza attığı için ihraç edilen Bülent Şık, Sağlık Bakanlığı ile ortak yürütülen, beş kenti kapsayan kanser araştırmasından da uzaklaştırılmıştı. Bakanlığın araştırmanın sonuçlarını kamu kurumlarına ve kamuoyuna açıklamadığını fark eden Bülent Şık, çalışmaları kendi başına yürütmüş ve bu kentlerdeki suda ve toprakta kanserojen maddelerin bulunduğunu kamuoyuna duyurmuştu.

Araştırmanın sonuçları bölgede insan sağlığına zarar verecek ölçüde çevre kirliliği olduğunu gösteriyor. Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında pestisitler, ağır metaller, poliaromatik hidrokarbonlar vb. gibi toksik bileşiklerin yüksek düzeyde kalıntıları tespit edildi. Bazı yerleşim bölgelerindeki suların kurşun, alüminyum, krom ve arsenik kirliliği nedeniyle içilemez durumda olduğu belirlendi.

Bülent Şık’ın araştırma sonuçlarında yer verdiği bilgilere göre, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne’de her beş ölümden biri, Kocale Dilovası’nda her üç ölümden biri, Antalya’da ise her on ölümden biri kanserden kaynaklanıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın kamuoyundan gizlediği kanser raporunu yayınladığı gerekçesiyle Bülent Şık hakkında 12 yıla kadar hapis isteniyor. Şık, Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan yazı dizisine ilişkin başlatılan soruşturma sonrasında hazırlanan iddianamede; TCK’nin 258/1, 334/1, 336/1 maddeleri uyarınca, “Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, göreve ilişkin sırrın açıklanması” ile suçlanıyor. (İstanbul/EVRENSEL)