Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) Seçim Bildirgesi

966 total views, 3 views today

MADENE ve JES’LERE KARŞI ÇIKMAYANA, DESTEK OLANA OY YOK!

Yaşam alanıma ve tarım alanıma sahip çık!

Tüm canlılarla birlikte paylaştığımız, insanlar olarak da toplumsal bir yaşam sürdürdüğümüz ortak yaşam ve yerleşim alanlarımızda daha düzenli, sağlıklı ve daha iyi bir toplumsal yaşam sağlanabilmesi için yerinden yönetim ve yerel yönetimlerin ne kadar  önemli olduğu hepimizin malumudur. Doğanın en küçük parçası olarak tüm canlıların ortak yaşam alanı olan çevre ve bu çevrenin sağlığı da, toplumsal bir yaşam sürdürebilmek için oluşturduğumuz yerleşim alanlarımızda sağlıklı ve daha iyi yaşanılabilir bir ortam sağlanabilmesi hizmeti açısından, yerel yönetimlerce en fazla gözetilmesi ve kollanması gereken değerlerin başında gelmektedir.

Son yıllarda uygulanmakta olan yanlış çevre politikaları artık vahim ekolojik tahribat yaratacak boyutlara kadar gelip dayanınca, çevre sağlığının korunması  birincil derecede önem kazanmış durumdadır. Çünkü sadece sermayenin çıkarının kollanması, sermaye kuruluşlarının çıkarı için tarım arazilerinin ve yerleşim alanlarının bile feda edilmesine kadar gelip dayanan yanlış uygulamalar, artık yaşam ve yerleşim alanlarımızı bile çevre ve insan sağlığını da tehdit edecek boyutlarda kuşatmaya başlamıştır. Doğadaki en önemli yaşam kaynakları olan toprak, hava ve su, tarım arazileri ile yaşam alanlarımızı kuşatmaya başlayan bu çevresel tehditler dolayısıyla vahim boyutlarda kirlenme, bozulma ve tahrip olma tehlikesiyle yüzyüze gelecek kadar korunmasız hale gelmiştir. Yöremizde ise Çaldağı’nda uygulanmak istenen ve 18 milyon ton sülfürik asitin kullanılmasını içeren kimyasal madencilik projesi, civar köylere kadar gelip dayanan jeotermal santral projeleri yaratacakları çevresel facialar açısından bugün için en öne çıkan tehditler halindedir.

Dolayısıyla, ülkemizin en cennet köşelerinden olan Turgutlu’nun bu türden çevresel tehditlerle karşı karşıya bulunması, yaşam alanları ile tarım arazilerine çevre ve toplum sağlığı açısından sahip çıkan, sermayenin çıkarı yerine çevreyi ve insanı kollayan, çevreci ve ekolojik yerel yönetim ve belediyecilik anlayışını zorunlu hale getirmiştir. Bu bakımdan 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimlere ilişkin tavrımız ve tercihimiz; doğadan ve yaşamdan yana, ekolojik ve çevreci bir belediyecilik olacaktır. İlçemizdeki hemen tüm meslek odaları, dernek, sendika gibi sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ile siyasi partilerin çevreye sahip çıkmak amacıyla biraraya gelerek oluşturdukları Turgutlu Çevre Platformu olarak, ekolojik ve çevreci bir belediyecilik anlayışının oluşması amacıyla seçim sürecinde bu anlayışımızı kamuoyuyla paylaşarak, böylesi bir belediyecilik ve yerel yönetim anlayışının gerekliliği konusunda bir bilinç ve farkındalık oluşturma çabası ve çalışması içinde olacağız.

Bu nedenle 18 Şubat 2019 tarihinde yaptığımız basın açıklamasıyla halkımızla paylaştığımız çevre sorunlarımız için vicdan hareketi, bu farkındalık ve bilinci geliştirmek, nasıl bir yerel yönetim ve belediyecilik tercih edilmesine dikkat çekebilmek için kamuoyunu da yönlendirecek bir tutumla devam edecektir. Çevre ve insan sağlığına sahip çıkmak adına “yaşam alanıma ve tarım arazime dokunma”çağrımız ile birlikte “madene ve JES’lere karşı çıkmayana, destek olana oy yok” tercihi de kamuoyu ile paylaşılacaktır.

İlçemizde çevreci ve ekolojik bir belediyecilik anlayışının oluşması ve şekillenebilmesi açısından katkı sunabilmek amacıyla hazırladığımız, adaylar ile ve temsil ettikleri siyasi partilerden taleplerimiz de olacak konuları aşağıda kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.

TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu)

11 Mart 2019

Ekolojik, çevreci belediyecilik anlayışının işlevsellik kazanmasına katkı amacıyla birincil derecede öne çıkan talepler:

– Kimyasal ve metalik madencilik, jeotermal enerji santralleri (JES’ler), sanayi tesislerinin atıkları, kalitesiz kömür yakımının yarattığı hava kirliliği, biyoenerji santralleri, çarpık yapılaşmanın yol açtığı yeşil alan kaybı ve diğer faaliyetlerin yarattığı tüm çevre sorunlarına duyarlı olunmalı, bunlara karşı verilen çevreci mücadeleler yerel yönetimler tarafından sahiplenilerek, her türlü destek ve katkı sağlanmalıdır.

– Atıkların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalı, plastik ve pet kullanımı tamamen yasaklanmalı, katı atık yönetim planı uygulanmalı, atıklar ayrıştırılmalı, geri dönüştürülmelidir,

– İlçede ciddi hava kirliliğine neden olan kalitesiz kömür satışı, dağıtımı vs. engellenmelidir.

– İmar planları tarım arazileri ve yaşam alanlarımızın sanayileşmenin baskısı altına girmesini önleyecek şekilde hazırlanmalı, çarpık yapılaşmalar ve özellikle sanayi kuruluşlarının tarım arazilerini yok edecek sekilde yayılmacılığı önlenmelidir.

– İmar planları hazırlanırken AVM’ler ve emlak rantı değil, sağlıklı barınma alanları, yeşil alanlar, sanatsal-kültürel eğitim mekanları, deprem toplanma alanları ve de özellikle otopark alanları gibi ihtiyaçlar gözetilmelidir.

– Kent yerleşimlerinde deprem riski gözetilerek planlama yapılmalıdır.

– Yerel yönetimler enerjinin etkin kullanımı ve tasarruf sağlanması, aşırı enerji tüketen fabrikalar, AVM’ler vb.lerden kaçınılması, halkın gerçek ihtiyaçlarına yönelik enerji planlaması için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidirler.

– Mevcut enerji politikası ile enerji tüketimi kriterinin yanlışlığı kabul edilmeli, üretilen enerji, gerçek ihtiyaçlara göre planlanmalıdır. Günümüzde, kurulu güç, tüketilen enerjinin iki katı kadar iken halâ yeni enerji tesisleri kurulumundan vaz geçilmelidir.

– İklim değişikliğine karşı önlemler için master plan hazırlanmalıdır.

– Su, bütün canlılar için bir yaşam hakkıdır. Temiz, güvenilir, ulaşılabilir ve ücretsiz olmalı, su havzaları korunmalı, yer altı sularının yağmalanması son bulmalıdır.

– Akarsuların bulundukları bölge için bir hayat damarı olduğu görülmeli, bu anlamda korunmalı, kirletilmesi ve sermaye kuruluşları tarafından birer fosseptik kanalı gibi kullanılması engellenmelidir.

– Akarsularımız ve yeraltı sularının yok edilmesi sonucunu getirecek HES projelerinin karşısında durulmalıdır.

– Kanalizasyon, drenaj, otopark, içme suyu altyapıları, arıtma tesisleri gibi gerekli altyapılar tamamlanmalıdır,

– Antik ve tarihi yapılar mutlaka korunmalı, korunma altına alınmalıdır.

– Kent Konseyi’ne mutlaka işlevsellik kazandırılmalıdır.