EGEÇEP 13. KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

936 total views, 3 views today

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) 13. Bileşenler Kurultayı, “DOĞA, DİRENİŞ, UMUT”sloganıyla,24.02.2019 tarihinde toplandı.

Kurultay’a,bileşenlerden ve bireysel olarak yoğun bir katılım oldu.

Kurultay’a Katılan Bileşenler:

İZÇEP, GÜLDER, AYÇEP, Foça Forum, TURÇEP, Halk İmdat, Turgutlu Yaşam Der, KMO, Yenifoça Forum, EFESÇED,  Bergama Çevre Platformu, FOÇEP, Karaburun Kent Konseyi, Ayvalık Tabiat Platformu ile EGEÇEP’e yeni katılan Salihli Çevre Derneği,

Kurultay’da EGEÇEP’in şu ilkeleri bir kez daha coşkuyla dile getirildi:

EGEÇEP, doğal ve kültürel varlıkların, çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konusunda çalışmalar yapan, sendika, dernek, meslek odası, sivil inisiyatif, platform ve diğer toplulukların ve tek tek bireylerin çalışmalarını ortaklaştırmak; bu oluşumların sözcülüğünü üstlenmek; gerekli yasal, bilimsel ve örgütsel destekleri sağlamak üzere   girişimlerde bulunur. 

EGEÇEP fonlardan para almaz, giderlerini kendi bileşenlerinin katkılarından karşılar.

EGEÇEP anti-kapitalisttir.

EGEÇEP çevreyi kirleten ve yaşamı yok eden savaşa karşıdır ve barıştan yanadır. Faaliyetleri barışçıdır.

EGEÇEP, sürdürülebilir kalkınma değil, sürdürülebilir yaşamdan yanadır.

Kurultayımız, katılımcıların coşkulu ve mücadele azmiyle dolu konuşmalarıyla EGEÇEP’in gelecek için de umut olmaya devam ettiğini göstermiştir. 

Son dönemlerdeki tüm baskılara ve zorluklara karşın, ekoloji/çevre mücadelesinin giderek güçlendiği ve etki alanının genişlediği açıkça görülmüştür.

Üyelerin gönüllülük ilkesi temelinde Kurultay tarafından tam mutabakatla belirlenen yeni Yürütme Kurulu yaptığı aşağıdaki isimlerden oluştu;

  • Hüsnü DİLLİ
  • Alime YALÇIN MİTAP
  • İnci EROL,
  • Turgut İNEL
  • Özer AKDEMİR
  • Selami Yaşar ÖZTÜRK,
  • Nefne ATİK
  • Metin SERT
  • Cengiz KAYGISIZ
  • Adnan PELVANLAR
  • Cemil TOSUNOĞLU
  • Hikmet ÜNLÜÖZ

EGEÇEP 13. Kurultayında, gündemdeki tüm konular görüşüldü. Bu kurultay, özellikle ekoloji mücadelesi ile iç bütünlüğü daha da güçlendirme ve örgütlenmenin öne çıktığı konuşmalara sahne oldu. EGEÇEP’in yapılanmasının, dikey değil yatay örgütlenme, katılımcılık ve şeffaflık esaslarına dayandığı, bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulandı.

 Kurultayda alınan kararları kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. 

  • Salihli Çevre Derneği’nin EGEÇEP’e katılım talebi onaylandı.
  • Önümüzdeki dönemde, özellikle çevre-ekoloji bilincinin gelişmesi ve kitlelere mal olması için gereken eğitim çalışmalarına hız verilecektir.
  • Hukuk, bu dönemde de mücadelemizin olmazsa olmazı olacak; tüm çevre/ekoloji mücadelelerimizin, hukuksal ve meşru bir zeminde yürütülmesine özen gösterilecektir. 
  • Başta Büyük Menderes havzası olmak üzere Küçük Menderes ve Gediz havzalarında, doğayı yaşam-tarım alanlarını sorumsuzca kirleten JES’lere (Jeotermal Enerji santrallerine) karşı, yöre halkının giderek güçlenen mücadelesine, EGEÇEP olarak teknik, hukuki ve örgütsel katkılar sunulmaya devam edilecektir. Yöre halkının bilinçlenmesi için her türlü bilimsel veriler sunulacak; bu haklı mücadelelerini kazanmaları için yanlarında durulacaktır.
  • Büyük Menderes’in kirliliğinin her geçen yıl daha da artması, yörede çok çeşitli hastalıklara ve çevre sorunlarına yol açıyor. Temiz bir Büyük Menderes için mücadele edilecektir. Benzeri şekilde,Gediz havzasının aşırı kirlenmiş olması, yöre halkı için büyük sağlık riskleri taşıdığından, Gediz’in kirliliğine karşı da mücadelemiz sürecektir.     
  • İzmir’in idam fermanı demek olan Körfez Geçiş Projesi’ne verilen ÇED olumlu belgesinin iptali için, TMMOB İzmir İKK ve Doğa Derneği ve bir çok birey ile birlikte açtığımız davanın kazanılmasıyla yetinilmeyip, konunun yeniden gündeme gelmemesi için de gereken duyarlılık gösterilecektir.
  • Ayvalık, bu dönemde de doğa talancılarının hücumuna uğramıştır. Bu kapsamda, doğal SİT alanları yapılaşmaya açılarak betona boğulmaya çalışılmakta, balık çiftliklerine ÇED gerekli değil belgesi ile denizlerimizin kirletilmesinin önü açılmakta, Kazdağları ve Madra dağında altın-gümüş işletilmesi girişimleri ara vermeden devam etmekte, denizde demir (ve olasılıkla altın) madeni işletilmek istenmektedir. Bu hukuksuzluklara ve çevre talanına karşı mücadelemiz sürecektir.  
  • Kıyılarımıza çok yakın yerlerde, koy ve körfezlerde kurulan balık çiftlikleri, denizlerin oksijen kaynağı olan ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan deniz çayırlarını ve Akdeniz Fokunu tehdit, deniz tabanında oluşturduğu tortuyla denizel biyoçeşitliliği ve kıyısal alanları tahrip etmektedir. Ucuz balık yedirme kılıfıyla, kıyı balıkçılığına da büyük zararlar veren balık çiftliklerine karşı mücadelemiz sürmektedir.
  • EGEÇEP, çokuluslu ve “yerli” şirketlerin yaptığı altın işletmeciliği sırasında yaşanan toprak, su ve hava kirliliğine ve canlı yaşamının mahvedilmesine karşı çıkarken yaşamı savunmaya devam edecektir. Bergama-Ovacık, Uşak-Kışladağ, İzmir-Efemçukuru, Kozak ve Kazdağ’larında vb. altıncı şirketlerin, insanı ve doğal yaşamı hiçe sayan, kirleten faaliyetlerine karşı duracak; hukuksal ve meşru mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. EGEÇEP, altın şirketleri ve altın lobilerinin, “ülke çıkarı” maskesi altındaki yalan ve demagojilerini bilimsel gerçeklerle açığa çıkarmayı, teşhir etmeyi, yöre halkını bu konularda bilgilendirmeyi ve bu kirli madenciliği engellemeyi dün olduğu gibi bugün de bir görev saymaktadır.
  • Bölgemizdeki akarsuların ve havzaların, madenler, sanayi, yanlış sulama ve ilaçlama uygulamalarıyla kirletilmesine karşı mücadelemiz sürecektir.
  • Başta yöremizdekiler olmak üzere, doğayı, tarım ve yaşam alanlarını aşırı derecede kirlettiği açıkça ortada olan termik enerji santrallerine (TES) karşı yürüttüğümüz mücadelelerde büyük kazanımlar elde ederek bazı termik santrallerin iptali sağlanmıştır. Bu konudaki mücadelemiz hız kesmeden devam edecektir.
  • Turgutlu Çaldağı’nda, sülfürik asitle işletilecek olan nikel madeni, verimli tarım alanlarına büyük zararlar verecek, buradaki ormanı yok edecek, çevre sağlığı ve canlı yaşamı için risk oluşturacaktır. Açtığımız davalarda bilirkişilerin de bu riskleri vurgulamasına karşın mahkemelerin verdiği olumsuz kararların iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur. Gerekirse AHİM’e de taşınması gerçekleştirilecektir. Bu işletme kapatılana dek mücadelemiz sürecektir.
  • Yöremizde, hiçbir kural tanımadan çalışmakta olan, geceleri zehirli dumanlarını havaya salan demir çelik fabrikaları ve haddehaneler, gemi söküm tesisleri özellikle Aliağa, Foça ve Menemen için çok ciddi sağlık sorunları yaratmaktadır. Bölgedeki kanser oranı, Türkiye ortalamasının 4 katına ulaşmıştır. Bu gidişe bir dur demek için, yöre halkıyla birlikte mücadele verilmektedir.
  • Enerji fazlamız olduğu, birçok araştırmacı tarafından vurgulandığı halde, sözde enerji ihtiyacı bahanesiyle, bölgemizde de hızla yaygınlaşan hidroelektrik santralleri (HES), karbon dioksit emen yeşil ve ormanlık alanları, meraları tahrip ederek bazı yerlerde yerleşim alanlarının yakınlarına dikilen Rüzgar enerjisi santralleri (RES), gerçek ihtiyacın çok ötesinde kurulmakta, bir yandan bu yolla şirketlere kaynak aktarılırken diğer yandan da sularımıza, meralarımıza, tarım alanlarımıza, bu şirketler tarafından sahip olunmaktadır.
  • İzmir- Gaziemir’deki Aslan Kurşun Fabrikasında ortaya çıkan ve yıllardır yöredeki insanların sağlığını tehdit eden, sadece nükleer santral atığı olan Europium-152’nin kaynağı ve ülkemize nasıl sokulduğu, tüm ısrarlı başvurularımıza karşın doyurucu bir şekilde halâ yanıtlanmamıştır. Açtığımız dava ise sürmektedir.
  • Manisa Köprübaşı ve Aydın Kisir köyünde, işletildikten sonra gerekli hiçbir önlem alınmadan terkedilmiş olan uranyum madenleri, yöre insanlarının sağlığını tehdit etmektedir. Örneğin Kisir köyünde, son yıllardaki hemen tüm ölümler kanser nedeniyledir. Yetkilileri, acilen gerekli önlemleri almaya davet ediyoruz.
  • Dünyada hızla terkedilmeye başlanan ve günümüze kadar -bir çoğu kamuoyundan gizlenen- 700’den fazla kazanın oluştuğu nükleer santraller, şimdi de ülkemizde kurulmaya çalışılmaktadır. Ülkemizin üçüncü büyük kentinin göbeğindeki (Gaziemir’deki) nükleer santral atığı ile baş edemeyen hükumetin, nükleer santral kurma inadını anlamak mümkün değildir. Üstelik bu santrallerden Akkuyu’da kurulacak olan ilki, dünyada hiç denenmemiştir. Ülkemiz insanı kobay yerine konulmaktadır. Nükleer santraller için hiçbir üretici firma sıfır risk tanımlaması yapamamakta, sadece, olabildiğince “düşük” risklerden söz edebilmektedir. Akdeniz’deki Kıbrıs dalma-batma zonu (ters fay zonu), çok büyük deprem ve buna bağlı tsunami oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Böyle bir deprem ve tsunami nedeniyle oluşacak bir kaza sonucu, binlerce ve belki milyonlarca insanın yaşamını, hatta yaşamın kendisini mahvedebilecek olan nükleer enerji santralinin (NES) kurulmasını ne ülkemizde ne de dünyanın herhangi bir yerinde, kesinlikle istemiyoruz.
  • Başta Kültürpark ve çevresinin betonlaştırılması, gökdelenlere açılması girişimlerine karşı mücadelemiz, bileşeni olduğumuz “İzmir’e Sahip Çık Platformu” ile birlikte sürecektir.
  • Çevre bilinci oluşturmak amacıyla, panel, bilgilendirme toplantıları, konferans ve çevre eğitimi gibi faaliyetlerimiz sürmektedir.
  • Yerli tohumculuğu yok edecek olan ve onun yerine kısır tohum denilen, sadece bir yıllık verim alınabilen; bu nedenle her yıl uluslararası tohum tekellerinden alım yapılmasını zorunlu kılan tohumculuk yasasına karşı, yerli tohumu yaşatma çabalarına destek verilecektir.
  • Bölgemizin çeşitli yerlerinde, sayıları hızla çoğalmakta olan taş ve mıcır ocakları, giderek yöre halklarının yaşam alanlarını da tehdit etmekte; toz, görüntü ve gürültü kirlilikleriyle, doğal dengeyi bozan etkileriyle çevreye her geçen gün daha fazla zarar vermektedir. EGEÇEP, bu nedenle taş ve mıcır ocaklarına karşı da savaşım sürdürmektedir.
  • Daha önce olduğu gibi bu dönem de doğanın, kâr hırsı uğruna talanına karşı, bilimsel ve hukuki verilerle yılmadan mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.
  • Konak’taki bir inşaat kazısında ortaya çıkan ve İzmir 1 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca Antik Roma dönemi İzmir Limanı olduğu saptanan tarihi kalıntılara sahip çıkılmaması nedeniyle, kültürel mirasımız yok olma riskiyle karşı karşıyadır. Bu ve benzeri çok sayıdaki tarihi esere, hak ettiği değerin verilmesi, kültürel mirasımızın korunması için var gücümüzle çaba harcamaya kararlıyız. 

KURULTAYIMIZ, EGEÇEP’İN DOĞA VE YAŞAM MÜCADELESİNDE BİRLİK VE DAYANIŞMA ANLAYIŞIYLA, HER TÜRLÜ HUKUKSAL VE MEŞRU ÇABAYI GÖSTERME KARARLILIĞI VURGUSUYLA SON BULMUŞTUR.

EGE ÇEVRE VE KÜLTÜR PLATFORMU (EGEÇEP)