BASINA VE KAMUOYUNA

15 total views, 3 views today

TBMM’nin, 15 santrale baca filtresi takılması için verdiği 2.5 yıl süreyi kabul edilemez bulduğumuzu duyurmak istiyoruz.

Ülkemizin Fosil (kömür, petrol, doğalgaz) yakıt bağımlılığını ve fosil yakıtlarla çalışan termik santrallerin zararlarını arttıracak kararlara her geçen gün yeni örnekler ekleniyor. Dün, 15 termik santralin 2.5 yıl daha baca filtresi olmadan çalışabilmesine olanak sağlayan yasanın TBMM’de kabul edilmesiyle bu kararlara bir yenisi daha eklenmiştir. Söz konusu 15 santralin atmosfere salacağı karbondioksit (CO2) miktarı milyonlarca tondur. Yalnız bu kadar da değil, termik santrallerden, çok yüksek miktarlarda kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (HOx), karbon monoksit (CO), ozon (O3), hidrokarbonlar, partiküler maddeler de atmosfere salınmaktadır. TBMM’nin aldığı bu karar, emsal kabul edilecek, yeni kurulacak termik santraller de baca filtresinden muaf olmak isteyeceklerdir. Böylece, atmosfere salınacak CO2 ve diğer zararlı gazların miktarı da katlanarak artacaktır.

Bu konuda somut iki örnek olarak, Yatağan ve Afşin-Elbistan termik santrallerinin insan ve çevreye verdiği zararlar ortadadır. Yatağan santralinin atmosfere saldığı milyonlarca ton karbondioksit sonucu binlerce hektar orman kurumuş, bölgedeki tarımsal ürünlerin verim ve kalitesi düşmüştür. İnsanlar üzerindeki tahribatı ise felaket boyutlarındadır. Benzer durum, Afşin-Elbistan havzasında yaşanmaktadır. Uzun yılar filtresiz çalışan santral nedeniyle yörede kanser ve solunum yolu hastalıklarının sayısında korkunç derecede artış olmuştur. Ankara Onkoloji Hastanesi verileri bu hastaneye gelen kanser hastalarının %60’ının Afşin-Elbistan bölgesinden geldiğini göstermektedir.

Diğer yandan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun resmi raporlarına göre, termik santrallerin bacalarından çıkan partiküllerde ve kazanlarından alınan külde radyoaktivite vardır. Rüzgar ve yağışlarla bu küller çevreye yayılmaktadır.
Yöneticiler ve sanayiciler aksini iddia etseler de çok küçük radyoaktif parçacıkların, vücuda girdikten sonra hücrelerin duvarlarına tutunarak dokuları ışınladıkları bilinmektedir. Yayılan kurşun, cıva gibi ağır metaller sinir sistemini etkilemekte, anormal doğumlara, gelişme bozukluklarına ve öğrenme yeteneğinde azalmaya neden olmaktadır.
Türkiye’nin imzalamış olduğu çevre koruma sözleşmeleri ile Anayasa’nın yasama hakkını düzenleyen 17. maddesi ve sağlıklı çevrede yaşama hakkını düzenleyen, çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önlemenin, devletin ve yurttaşların ödevi olduğunu söyleyen 56. maddesi bize, TBMM’nin bu kararına karşı direnme ödevi yüklemektedir.

Bu kararla, binlerce ailenin sosyal ve ekonomik yaşamıdoğrudan olumsuz etkilenmeye devam edecek, termik santrallerin çevresindeki canlı yaşamı çok kötü etkilenecek ve onbinlerce dekar verimli tarım arazisi daha da kirlenerek bir daha geriye kazanılmayacak şekilde yok olacaktır.

OilChange International” ve “350.org” isimli iki küresel çevre örgütü tarafından ortak yayınlanan, fosil yakıtlarla ilgili raporda, Türkiye’deki termik santrallerin tamamının devre dışı bırakılması gerektiği vurgulanmıştır. Başta kömür olmak üzere bu tür kaynakların insan sağlığına açacağı zararlara ilişkin olarak da bilgilerin aktarıldığı raporda, fosil yakıtların yol açtığı sağlık faturasının Türkiye ekonomisine yıllık 3 milyar 900 milyon dolar olduğu belirtilmiştir. Hal böyleyken, bir de termik santrallerin baca filtresi takılmadan çalıştırılmasının, canlı sağlığına etkisinin katlanarak artacağı çok açıktır.

Tüm bu nedenlerle
· BU 15 SANTRALİN, YÖRELERDEKİ TÜM CANLILARIN YAŞAMINA DAHA FAZLA ZARAR VERMEMESİ İÇİN DERHAL KAPATILMASINI İSTİYORUZ!

· BACALARIN FİLTRESİZ ÇALIŞTIRILMASINA 2.5 YIL DAHA İZİN VEREN BU KARARI KABUL ETMEYECEĞİMİZİ, ANAYASANIN BİZLERE VERDİĞİ SAĞLIKLI BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKINI SAVUNMA GÖREVİ GEREĞİ BU KARARA KARŞI YASAL DİRENME HAKKIMIZI KULLANACAĞIMIZI

Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
23.11.2019

EGE ÇEVRE VE KÜLTÜR PLATFORMU YÜRÜTME KURULU