KADİM ÜRETİM HAVZASI YELKİ’Yİ GO KART PİSTİNE KURBAN VERMEYECEĞİZ

1,994 total views, 3 views today


GÜLDER, bölgemizin kadim üretim havzası olarak korunup geliştirilmesine zarar verecek girişimlere karşıdır. 11 Kasım 2019 tarihli 1/1000 ve 1 / 5000 lik Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planıyla onay verilen Go Kart Pisti kararı, Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin “tarım arazileri için toprak koruma projesine uyulması, zeytincilik yasasında zeytinliklerin bulunduğu alanlarda zeytin tarımı için gerekli yatırımlar dışında hiçbir yatırım yapılamaz… “hükmüne aykırıdır. Aşağıdaki metin Yelki’de Go Kart Pisti yapılması planlanan pistin olduğu bölgede nasıl zengin bir tarım kültürü olduğunu gösteren bilimsel bir çalışmadan yararlanılarak hazırlanmıştır. Verilen onaya karşı bölgedeki vatandaşlarımızla birlikte 2019 / 1569 dosya numarasıyla İzmir 5. İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve iptal davası açtık. İzmir Tabip Odası, açtığımız davaya müdahil olmak için 30 Nisan 2020 tarihinde dilekçe verdi.
Güzelbahçe Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi de aynı planın iptali için davalar açmış durumdadır. Salgın döneminde tarımın önemi daha iyi
anlaşılmışken, yerel yönetimin ve halkın karşı çıktığı bu kararın, merkezi yönetim tarafından tarım alanlarını yok eden bir anlayışla dayatılmasını kabul etmiyoruz.
16 Haziran 2020 tarihinde Go Kart Pistine yeni bir onay veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı yeniden dava açarak mücadelemizi sürdüreceğiz.

Hazırladığı raporu bizimle paylaşan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Tasarım Mimarlık ve Kent Araştırmaları Merkezi Müdürü ve Öğretim Üyesi Prof.Dr. Şeniz ÇIKIŞ’a teşekkürlerimizle.

18.06.2020
GÜLDER Yönetim Kurulu

KADİM ÜRETİM HAVZASI KAVRAMI:

“Kadim Üretim Havzası” son günlerde tarım ve sosyal bilimler alanlarının gündemine yerleşen önemli bir kavramdır. Dünyanın farklı yerlerinde sadece insanların değil, doğanın ve tüm varlıkların varlık hakkı gözetilerek yürütülen geleneksel tarım faaliyetlerinin eylem alanlarına Kadim Üretim Havzası adı verilmektedir. Bu kavramın 6 ana özelliği tanımlanmıştır.

  1. Arazi kullanımı ve o araziye uygun ekim tekniklerinin uygulanması: Kadim
    Üretim Havzaları, temel olarak doğal ekosistemin büyük miktarda değişime uğramadığı ve tarımın, hayvancılığın kadim yöntemlerle yapıldığı yerler olarak tanımlanabilir. Bu havzalarda tarım ve hayvancılık döngüseldir ve bu döngü içindeki bütün üretimler birbirini besler. Münavebeli (dönüşümlü) hayvancılık ile alanda yapılan sadece hayvancılık değildir aynı zamanda; toprağı dinlendirme, aşırı otlamayı önleme, tohumların bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlama, toprağı gübreleme, yangını önleme gibi birçok ekolojik katkı sunmaktadır. Gübrelenen ve dinlenmiş toprakta yapılan ekim dikim, dışarıdan ek kimyasal ve ilaçlamaya ihtiyaç olmadan yapılabilmektedir.
  2. Monokültür tarımın yerine yıl içinde ardışık olarak ve yıllar içinde değiştirilerek tarım yapılması: Bir alan içerisinde ekim dikim ve hayvancılıktan elde edilen ürünlerin çeşitliliği, aynı zamanda havzanın biyolojik çeşitliliğini de arttırmaktadır. İhtiyaca yönelik küçük üretimlerin yanı sıra toprağı zenginleştirebilecek
    üretimlerle toprak dengesinin korunması esastır.
  3. Zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapılması: Bu alanlarda tarım ve hayvancılık yapılmadan evvel yaşayan canlı türleri, üretim faaliyetinden zarar değil, fayda görmelidir.
  4. Üretimin insani boyutu: Üreticinin yaşam kalitesi ve refahı ile bilginin kuşaklar arasında taşınması bu kadim üretim havzası üretiminin çok önemli bir yönüdür. Bu tür alanlarda üretim yapan insanlar yüz yıllar boyu sahip oldukları bilgi ve yöntemleri sözlü olarak yeni nesillere aktarmaktadırlar. Tohumun nasıl saklanacağı, tarlanın ne zaman sürüleceği, hangi rüzgar yönünde hangi bitkinin dikileceği toplumun ve kişilerin belleğindedir.
  5. Toplumsal yardımlaşma becerisi: Ayrıca bu alanlar içerisindeki bir diğer özellik toplumsal dayanışma becerilerinin olmasıdır. Özellikle hasat, toprağı işlemek, kışlık ve yazlık hazırlıklar, ekim dikim esnasında insanlar birbirine yardımcı olmaktadırlar. Bu toplumsal yardımlaşma yöntemleri sayesinde insanlar dışarıdan bir girdi olmadan üretim yapmaktadırlar. Bölgesel olarak bu yardımlaşmaya
    imece, emece, yardım, üşüştürmek, meçi, el üşüştürmek gibi pek çok yerel isimler verilmektedir.
  6. Havza sahipliliği: Bu havzalarda üretim yapan kişiler, resmi olarak belirlenen sınırları değil bütün havzayı kullanır ve sahiplenir. Kadim Üretim Havzalarının önemli özelliklerinden biri olarak örneğin zeytinliklerin arasında tel, duvar, çit gibi resmi sınırlar yoktur. Bütün havza içindeki zeytinliklerde sınırlar olmadan çobanlar sürülerini istediği yerde otlatabilir. Aynı zamanda köydeki kadınlar bu zeytinliklerin içinde dolaşarak aromatik bitki, yabani bitki toplayıcılığını yapabilirler. Bu havzalarda tel, çit ve duvarın olmaması yaban hayvanlarının yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli ortamı sağlamaktadır. İnsan ve coğrafya arasındaki bu ilişki biçimi kırsal yaşam için gerekli olan gıdayı ve diğer temel girdileri sağlamakla kalmayıp, havzada yaşayan insanların geleneklerini, oyunlarını, müziklerini ve somut olmayan kültürel mirasını da şekillendirmiştir. Bütün bu özelliklerinden dolayı Kadim Üretim Havzaları hem biyoçeşitlilik, hem kültürel değerler, hem de üretim biçimleri açısından yeryüzünün yok olmakta olan bellekleridir. (Kaynak: İBB Olivelo yarışması şartnamesi).
    Yelki tarımsal artalanı yukarıdaki sıralanan bu altı kriterin pek çoğunu sağlamaktadır. Örneğin, halen aktif olarak ürün elde edilen tarlalarda ilaçlama asgari düzeyde kalmaktadır. Küçük ölçekli, çeşitlilik arz eden ve yıllara göre değişen ürünler elde edilmektedir. Pestisit ve gübre kullanımındaki kısıtlılık dolayısı ile biyo çeşitlilik oldukça yaygındır. Bugün bölgede hala, domuz, tilki, porsuk, sansar, sincap, kirpi, keler, köstebek, kaplumbağa ve bukalemuna rastlanabilmektedir. Flora oldukça canlıdır. Bölge halkı tarım ve topraktan kopmamıştır. Çoğu zeytincilikle sınırlı kalmış ya da hobi boyutunda kalmış olsa da tarım kültürünü sürdürmektedirler. Özellikle Yelki’nin geleneksel bölgesinde yaşayanlar köye ve köylüye özgü dayanışma kültürünü devam ettirmektedirler. Kadın Emeği Kooperatifçiliği bunun tipik bir örneğidir. profesyonel olarak sürdürülen tarımın yanı sıra amatörce ve küçük sürüler halinde yürütülen tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde arazi kullanım ortaklıkları vardır. Mera kullanımı, zeytinliklerin tüm sürülerin otlamasına açık oluşu gibi kullanımlar mevcuttur. Bu da havza sahipliliğinde ortaklığın tipik bir kanıtıdır.

YELKİ’DEKİ TARIMSAL FAALİYETLER

Yelki kırsalı hem İzmir kentinin çeperinde, hem doğa ile tarımsal alanların geçişken olduğu kırılgan bir lokasyonda yer almaktadır. Alan kentsel kullanım baskısı altına girmiş olsa da, tarımsal faaliyetleri sürdürebilmektedir. Diğer yandan beklenmedik biçimde doğal yaşamın gelişmekte olduğu bir yerdir. Günümüzde Yelki’nin tarımsal artalanın Çamlı çayına yakın kısımlarında su bulunduğundan dolayı domates, bakla, susam, nohut, enginar, lahana, karnabahar gibi sebzeler yetiştirilebilmektedir. Ovanın iç kısımlarında kalan tarlalarda ise susuz tarım yapılmakta ve buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar yetiştirilmektedir. Ovanın çeşitli yerlerinde badem, ceviz ve mandalina ağaçları bulunmaktadır. Zeytin ağaçları ise tarım alanlarının tamamına yayılmış şekilde temel tarımsal ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tarımsal artalana giden ana yol üzerinde mandalina bahçeleri yer almaktadır. Yine bu yol üzerinde katma değeri yüksek ve bölgeye has bir ürün olan enginar üretimi yapılmaktadır.
Çamlı Çayı’na yakın bölgelerde farklı ölçeklerde seracılık faaliyetleri de
sürdürülmektedir. Söz konusu seralar arasında büyük kapalı alan üzerine
kurulmuş seralar da mevcuttur. Tarım havzasında yer alan bir diğer önemli doğal ve tarım değeri asırlık meşelerdir. Yelki’nin tarım alanlarında anıt ağaç niteliği taşıyan dev MEŞE AĞAÇLARI vardır. Günümüzde Yelki tarım Havzasında halen küçük meşe koruları bulunmaktadır. Zeytin, havzadaki tüm tarımsal üretim alanları içinde en önemlisidir. Bölgeye ait yaygın tür ERKENCE ve bundan elde edilen HURMA ZEYTİN’dir. Zeytin yalnızca bir gıda değil aynı zamanda ortak
kültürün en önemli parçasıdır. Zeytincilik, gastronomik önemi yanı sıra zeytin toplama ve hasat kültürü, zeytin işleme faaliyetleri, damak tadı açısından kadim kültürün sürekliliğini sağlamaktadır.
Yelki tarımsal artalanı insan kültürü, tarım ve doğa açısından bir bütün
oluşturmaktadır. Binlerce yıllık bir beraberlik sonucu doğal alanlar ve tarım alanları iç içe geçmiş durumdadır. Tarlalar, çayırlar, zeytinlikler, makilikler ve ormanlar, insan, hayvan ve diğer canlıların birbirlerine zarar vermeden var olabildikleri alanlar haline dönüşmüştür. Günümüzde Yelki’nin tarımsal artalanında beş adet ağılda yaklaşık olarak 1200 adet küçükbaş hayvanın yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu ağılların her birinde 3 ile 10 arasında değişen sayılarda at yetiştirilmektedir. Bölgede sayısı dönem dönem değişmekte olan arı kovanları da bulunmakta ve bal üretimi yapılmaktadır. Ayrıca hobi niteliğinde kümes hayvanı yetiştiriciliği de yaygındır. Tüm bu tarım havzasında 20 kadar su kuyusu yer almaktadır. Yakın çevresinde ise iki adet mandıra ve iki adet
zeytinyağı işliği bulunmaktadır.

KOCAİMAM MERASI; Yelki’deki hayvancılığın alt yapısını oluşturan başlıca kollektif alandır. Uzun yıllar boyu vakfedilmiş bir mera olarak kullanılan bu alan halen aktif olarak iki ağılda yaşayan yaklaşık 500 küçükbaş hayvan tarafından kullanılmaktadır. Tesisten kaçınılmaz olarak yayılacak olan gürültü ve bölgede artacak araç ve insan yoğunluğu nedeniyle Go Kart tesis alanına 100 m ile 400 m uzaklıkta konumlanan ağıllarda ve hemen yanı başında konumlanan ortak mera alanında her hangi bir hayvanın yaşaması, otlaması mümkün değildir. Oysa küçük baş hayvancılık bölge tarihinin ve kültürünün asli ögelerinden biridir. Ayrıca bölgenin çok önemli bir değeri olan Rahvan at yetiştiriciliği de sona erecektir. Yarışçı olan bu atlar Asya kökenli kültürel bir zenginliğimizdir. Go Kart pistinden yaklaşık bir bir kaç yüz metre ötede kızıl çam ormanları içinde yapılan arıcılık da aynı şekilde yok olup
gidecektir.
Arazi İZKA tarafından geliştirilen Çeşme Urla Karaburun Yarımada Strateji çalışmaları uyarınca geliştirilen zeytin, bisiklet ve bağ rotaları ile ilişkilidir ve onları destekleyecek yeni rotalar ekleyebilecek niteliklere sahiptir. Yelki kırsalının en batısındaki yamaçlarda, turistik ve jeolojik açıdan çok büyük bir önem ve potansiyel taşıyan İnkaya Mağarası konumlanmaktadır. Bölge mağaraya yapılacak doğa yürüyüşleri için başlangıç noktası olabilecek konumdadır.
Akdeniz Orman Ekosistemi: Doğu Akdeniz Bölgesinin tipik ormanları ile sınırlanır. Bu ormanlar, maki grupları, ağaçlar ve diğer canlılardan oluşan çok değerli ve hassas ekosistemlerdir. Seferihisar ile Güzelbahçe ve Çeşme otoyolu arasında geniş bir bölgeyi kaplayan bu ormanlık alanlar bölgenin doğal olduğu kadar turistik değerlerini de oluşturmaktadır. Örneğin Yelki kırsalı kimi gezi rotalarının başlangıcı olabilecek konumdadır.

Son olarak bin yıllar içinde oluşan bu bütüncül ekosistem, Go Kart pistinin hemen yanında yakın zamanda yapılması planlanan Olivelo Yaşam Parkı ile daha da geliştirilecek, tarım desteklenecek, köylü ve kentli dayanışması sürdürülebilir mimari ve peyzaj kriterleri kapsamında bir çevre geliştirilecektir. Olivelo Yaşam Parkı aynı zamanda Avrupa bisiklet rotalarına da eklenerek bölgeye doğa severleri ve doğa turizmini de getirecektir. Yaklaşık 60 dönümlük bu park bölgenin ve tarımsal kalkınmasına doğanın ve ormanlık alanların gelişmesi hizmet
edecektir. Ortak mera alanı üzerine kurulması planlanan söz konusu park sürdürülebilir kırsal kalkınma adına da yörenin geleceği için önem taşımaktadır. Olası Go Kart pisti böylesine doğa ve kalkınma öncelikli bir projenin de yaşamasına engel olacaktır.